Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
-Arif?

-Efendim Tarif?

-Gerçekten anlıyor musun?

-Neyi?

-Biliyordum anlamadığını, gerçekten Arif olsan anlardın halbuki

-Bana hiç gerekli değilsin Tarif!

-Nasıl yani?

-Arifler anladı onu, sen kafana takma

Yeni Türkü

Hey Harvardlı Harvardlı
Boston yolları taşlı
Harvardlılar gidiyor
Kızların gözü yaşlı

Aslan yarim kız senin adın Solara
Ben dolandım sen de dolan gel Polo'ya
Alez aldım yardası onyedi dolara

Gidiyom gidemiyom
Jack doldur burboncuyum viski içemiyom
Sevdiğim pek gönülsüz
Spring Break'e götüremiyom

Koro...

Müge Worçistırşayr'dan İnciler

Geçen gün zevcem, ben, Müge Wöçistışayr yürüyoruz. Zevcem de sağolsun benim gibi hasta Fenerli bir insandır. Geçen sene kombinesini almış, benimle her maça gelmişti. İkimiz de, dede sağolsun, bol bol kahrolmuştuk ama olsun. Neyse, Beşiktaş maçından bahsediyoruz. Bu sene kombine almadı ama Kadıköy'de Cincon maçını seyretmeye geldi. Beşiktaş maçına da gelecek. Maça gitmenin ne kadar eğlenceli bir şey olduğunu anlatıyor Müge'ye. Onu da davet etti maça. Müge de, adı üstünde Wöçistışayr'lı olduğu için aristokrat bir arkadaşımızdır, şöyle bir cevap verdi.

"Aman istemem! Maçta gol oluyo filan, tanımadığın insanlar sarılıyorlar. Ne o öyle!"

Eskaza maça gidecek olursa, Müge'nin yanına oturacak insanlara sesleniyorum. Yapmanız gerekenler:

CV'nizi unutmayın. Eğer üniversite mezunu değilseniz CV'yi değil kendinizi bile maça getirmeye kalkmayın. "Tiffany'de Kahvaltı" ya da "Soğukkanlılıkla" gelsin. Mümkünse İngilizce. Eğer enteresan bir res…

Günün Parçası

Şişli, Okmeydanı ve Merter'in arka sokaklarında tekstil atölyelerinde çalışan işçi kardeşlerim için gelsin Xploding Plastix'ten Omar Shariff Bonanza. Bu parçayı her gün bir kere dinlemezsem işimin rast gitmeyeceğine inanıyorum bu günlerde.

Okçummmmm

biz bu adamı böyle yapsın diye aldık

ama o, ya böyle yapıyor
ya böyle


ya da böyle

hiçbi şey bulamazsa böyle

hele bu unutulmazdır

kejo'dan tek farkı var çok gol kaçırıyor. pozisyona giriyor ama kaçırıyor, sürekli kaçırıyor, en atılmayacak golleri atıyor ama çalım atamıyor. eller sürekli açık, sürekli bir "ama ben hep haksızlığa uğruyorum!" duruşu. nereye kadar? inşallah bu senenin sonuna kadar.

Yavvaş

Mesafeler uzadıkça gözden kaçmaya başlar her şey. Hele bir de dağın başında ya da vapurda ya da sinemada ya da ne bileyim aklının alabileceği herhangi bir yerde, yalnızsan, kendi kendine kaldıysan, nefes alıp verirken bile eşyanın sesi yansır yüzüne. Atmosferde dolaşan binlerce ayrı ses. Taşın sesi, suyun sesi, bir türlü soğutmayan klimanın sesi, motorların sesi, simidin üstündeki susamın sesi... Mesafeler uzadıkça aldatma kolaylaşır. Başkalarını ve kendini elbette. Mutluyum, neşeliyim, haydi hep birlikte çalıp söyleyelim. Yanı başında akan bir lav ırmağı gibi hayat. Paçalarına bulaşmasını nasıl engelleyebilirsin? Ya da üstünde ekin olmayan bir tarla gibisindir. Üstünde ekin olmayan tarlaya tarla denir mi?..

İki nokta, paragraf başı. Sanki anlatacak çok şeyin varmış gibi. Hiçbir şeyden tam olarak sıyrılamadan. Hiçbir şeyi tam olarak sahiplenemeden. Irmağın içinde ya da dışında değil. Tam kıyısında. Teğet.

Dışarıda bağırarak konuşan insanlar var. Çocukken ne çok kızardım gülmeyenlere. …

Depresif Karakterli Bir İç Dökme

Kısa öyküler okumalıyım, kısa öyküler yazmalıyım bu günlerde; yoo daha fazlası değil, kaldırmıyor kafam daha fazlasını, kısa kısacık...

Bir damak tadından fazlasını beklememeliyim kadınlardan ve onların da benden alacakları bundan fazlası olmamalı; çarpıntılı sevişmeler, hepsi bu...

Adım anılmaya başlayınca çekip gitmeliyim şehirlerden; çünkü sorular gelir hemen ardından biliyorum, adım anılmaya başlayınca sürüp gitmeliyim..

Kiliselere gitmeliyim, ülkemdeki kiliselere, ayrık otu kiliselerine, artık Hıristiyanların bile uğramadığı karanlık ve soğuk kiliselere, İsa'nın unuttuğu kiliselere gitmeliyim, çözümsüzlük kiliselerine, Sent Antuan'a ya da Saint Antoine'a, kiliselere...

Sigaranın, tütünün her çeşidini denemeliyim. Ciğerlerimdeki vapurların sis çığlıklarını duyana kadar, vapurlar birbirlerine çarpana, çarpıp da çırpınana kadar denemeliyim her birine bir kadın ismi verdiğim tütünleri...

Bana yanaşmadığı sürece hiçbir kediye el sürmemeliyim ve köpeklerle her zamanki gibi …