21 Aralık 2010 Salı

Nihayet!


Sezon başından beri bu formayı bekliyorum. C Blok girişindeki Fenerium'un sakinleriyle kanka oldum bunun yüzünden. En son maçta "Abi! Geliyo seninki!" dendi, mesut oldum. Ben bunu giyerim arkadaş!

15 Aralık 2010 Çarşamba

Fenerbahçe

Fenerbahçe ruhumuzun turnesol kağıdıdır. Bazen komşunun doğumgünü pastasına göz koyarız. Alırız da acımadan. Bazen ilk kez çıkma teklif edecek çocuk gibiyizdir. Dilimizin ucuna kadar gelir söyleyeceklerimiz ama bir türlü çıkmaz, kaybederiz kızı. İşte bu yüzden severiz sarıyı

Fenerbahçe aynadaki yansımamızdır. Ne kadar güçlü durmaya çalışırsak o kadar çok çıkarır falsolarımızı öne. Bazen de en pespaye halimizde bile bir fiyaka gösterir. "Ulan olsun be, bu da yeter be!" dedirtir ama içimizden, fısıltıyla. İşte bu yüzden severiz laciverdi

Fenerbahçe çarşaf gibi denizde savrulan sarı teknemizdir. Yelkenleri açarız, rüzgar alıp denge bulmak için, demir atarız dibin dibine, bazen de son sürat yararız lacivert suları. Ama hiçbiri kar etmez, o savrulma hali bir türlü gitmez, en sonunda anlarız. Savrulan tekne değil, savrulan biziz. İşte bu yüzden severiz sarı laciverdi

Fenerbahçe sırtımızı dönemediğimiz yavuklumuzdur. Çok güzeldir, endamı dünyaya bedeldir, gururla taşırız göğsümüzde fotoğrafını. Neşemize neşe katar, üstümüze üstümüze geldiğinde hayat, onun sayesinde rahat bir nefes alırız. Ona gönül vermenin hayatımızın en anlamlı işi olduğunu düşündürtür bize. Ama gözümüzü kırpmadan yarı yolda bırakıverir bizi. Güvenimizi boşa çıkarır. Acıtır içimizi. Biz kimleri bir kalemde silip attık, ama ne yaparsa yapsın onu terkedip gidemeyiz. İşte bu yüzden severiz sarıyı

Fenerbahçe peşine takıldığımız cengaverdir. Öyle bir koşar, öyle hızlı devirir ki engelleri peşinden yetişemeyiz bazen. Ama durdu mu da tam durur. El kadar çocuktan dayak yer, sesini çıkarmaz. Asla yere düşmez lakin iki ayağının üstüne de doğrulamaz. İşte bu yüzden severiz laciverdi

Fenerbahçe ruhumuzun bahçesindeki fenerdir. O bahçenin çiçeklerini yansıtır karanlığa. Renkleri her zaman cıvıl cıvıl, her zaman parlak da değildir üstelik. Fenerbahçe korkak, cesur, cahil, hakim ve çocuktur. Güçlü, zayıf, coşkun, bıkkın ve kahramandır. İşte bu yüzden severiz sarı laciverdi

Ayfer KA

Ayfer Ka bir tanker
Tanker gibi kadın değil
tanker gibi tanker

Doksan altmış doksan değil
yüz yirmiye on altı
fondötenle kapatamaz
dışarda damarları

Ayfer Ka bir tanker
ben ne zaman Hisar'da
iki yudum çay içsem
Ayfer Ka ordan geçer

Ya Ayfer Ka vurgun  bana
Ya da sadece tanker

Tanker tanker tanker tanker tanker tanker

İşte tam burası
kellimenin kendini kaybettiği yer

aliretasyon an ka
jö mapel Ayfer Ka

Kampanya

Tatvan'daki Milli Hakimiyet ilköğretim okuluna kitap ve kırtasiye gönderiyorum. Hikaye kitabı, her türlü ilköğretim test kitabı ve kırtasiye malzemesi. Katılmak isterseniz ya bana ulaştırın ya da doğrudan Salih Günay Milli Hakimiyet İlköğretim Okulu Tatvan Bitlis adresine gönderin.

İyi gelecek inanın bana.

Ha diyeceksiniz, homo magnus caput yani (koca kafalı insan) ya da homo caput magnus confusus (bunu biliyorsunuz zaten) neden coştun? Milliyet'te bir köşede okudum bu okulun adını. Benim ilkokulumun adı da Hakimiyeti Milliye idi. Bir meşaj olarak algıladım ben bunu, o yüzden. Ama ilkokulunuzun adı Hakimiyeti Milliye olmasa da farketmez, bir imece eyleyelim canlar.

13 Aralık 2010 Pazartesi

gerginlik

dünden beri bağlama teli gibiyim, evet bağlama teli gitar teli değil. normalde lodostan, dolunaydan, sisten ve sabahın çok erken saatlerinden fena halde etkilenen meteorolojik bir insanımdır ama bunu anlayamadım. bunun neden kaynaklandığını bulabilmiş değilim. her şey yolunda çünkü. bir aksilik yok hayatımda. olduğu gibi gidiyor. daha farklı gitmesini isterdim elbette ama olmasını beklediğim şeyler benim istediğim kadar kısa vadede değişecek gibi değil. o yüzden bir hava değişikliğinin beni bu hale getirdiğine kani olmuş durumdayım. ayrıca dün konuştuğum iki arkadaşım da aynı şekilde gergin olduklarını söylediler. bu da meteorolojik bir durum teorimi destekledi. gerildikçe geriliyorum, çaydanlığın kapanmamakta ısrar eden kapağına bir tane gömmeye kadar giden ani çıkışlar yaşamaktayım. yerimde duramıyorum. evde oturamıyorum, dükkana giremiyorum. dün sporda kendimden geçtim. "yerim lan sporunuzu! hepiniz hava yapmaya gelmişsiniz zaten buraya şerefsizler! yapmıyorum o son hareketi! ama dur lan onu da yapayım ondan sonra bırakayım! ondan sonra da 25 dakka hızlı yürüme var, hızlı yürümenin anasını avradını!'+%&+%&//((&%" çıktım, dışarıda buz gibi bir hava, nereye gitsem sakinlerim? istiklal'e çıktım, fotoğraf çektirmem gerekiyor vize için. ara sokaklardan birinden diklemesine dalmıştım caddeye. fotoğrafçı sağda mıydı solda mıydı uzun uzun onu düşündüm. sonra sola döndüm, kalabalığın arasında iki yüz metre yürüdükten sonra hatırladım anasını !'+%%&%&&%%/***min fotoğrafçısının sağda olduğunu, bu sefer de o tarafa yürüdüm bir tur. fotoğrafçıya girerken muharrem abi aradı, "av mevsimi'ne gidiyorum gelir misin?". gelirim a.q. zaten hiçbir yere sığamıyorum. filme girdim 140 dakika sonra daha da delirmiş bir halde çıktım. insan tanıdığı birileri tarafından hayal kırıklığına uğratılınca daha kötü sinirleniyor. sigara üstüne sigara içtim. eve geldim call of duty oynadım, bir yerde kilitlendi oyun, sakin kalmaya çalıştım, bilgisayarının da anasını avradını sülalesini !'+%%&&%+/((???=)

bu sabah geçtiğini umut ederek kalktım ama babayı almış durumdayım. sinir ve gerginlik tavan. birileri hala telin ucundaki zamazingoyu çevirmekle ve beni kopana kadar germekle uğraşıyor. allah sonumu hayretsin.


Offffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffff!

11 Aralık 2010 Cumartesi

ÇAKMA TARİH YAZILARI 1

Peri Bacaları Nasıl Oluştu?

Kapadokya’daki Peri Bacalarının oluşumu hakkında bir çok jeolojik açıklama vardır. Bunların hepsi yanlıştır. Peri Bacaları aslında tamamen insan elinden çıkmıştır. Peri Bacaları tarihin ilk gecekondularıdır ve Hititler zamanında bölgeyi işgal eden ilk Türk kavimleri tarafından yapılmışlardır. Bu ilk Türk kavimleri henüz yazıyı bulamadan, arkalarında sadece Peri Bacalarını bırakarak çakma tarih sahnesinden silinmişlerdir. Onlar hakkındaki kısıtlı bilgimizi Kapadokya Hititlerinin merkezi hükümetle yaptıkları yazışmalardan ediniyoruz.
Bu kaynaklara göre Erken Türkler diyebileceğimiz bu Türk Kavimlerinin en önemli özellikleri erken boşalmalarıydı. Bu yüzden Hitit kaynaklarında Mutsuz Kadınlar Kavmi olarak adı geçen Erken Türkler, Hitit İmparatorluğu’nun en güçlü olduğu zamanlarda genel kanının aksine Orta Asya’dan değil Havai Adalarından göç etmişlerdir Orta Anadolu’ya. Mutsuz Kadınlar Kavmi’nin erkek üyeleri erken boşalmalarından Havai Adaları’ndaki volkanik aktiviteleri sorumlu tutmuş ve cinsel münasebet sırasında aniden patlayan volkanların kendilerini korkuttuklarını ve prematüre ejakülasyona sebep olduğunu iddia etmişlerdir. Bunun üzerine kavmin mutsuz kadınları tarihteki ilk transatlantiği ve küreği yaparak kocalarını da transatlantiğe katmışlardır. Uzun zamandır orgazm olamamanın getirdiği enerjiyle aynı anda küreklere asılan kadınlar geminin dünyanın sesten hızlı giden ilk ve tek gemisi olmasına sebep olmuş, hızını alamayan gemi, Atlantik Okyanusunu ve Akdeniz’i geçmekle kalmamış, Güney Ege kıyılarından yardırarak Kapadokya’da ancak durabilmiştir. Bugün Ege bölgesinde dağların denize dik olmasının sebebi aslında bu dramatik olaydır.

Birdenbire ortaya çıkan bu yeni insanlar Hititler tarafından başlangıçta hiç hoş karşılanmamıştır. Hitit şehirlerine yerleşmeleri kesinlikle yasaklanan Mutsuz Kadınlar Kavmi ilk önce Ihlara Vadisi’ndeki mağaralara yerleşmiştir. Fakat anne ve babalarından habersiz o mağaralara gidip kavak kabuğundan yaptıkları sarma sigaraları ve köpeköldüren şaraplarını içerken mağara duvarlarına grafitiler yapan Hitit ergenleri kavmin uzun süre orada barınmasına izin vermez. Grafitilerinin üstüne henüz yazı yazmayı bilmedikleri halde çivilerle kendi isimlerini yazmaları yüzünden çıkan Birinci Ihlara Brendisi’nde Ergen Hititler’e yenilen Erken Türkler vadiden çekilmek zorunda kalmışlardır.

Bu arada Erken Türk erkekleri, seyyar satıcılık, korsan tabletçilik, savaş arabası parkı mafyalığı gibi işlerle bozkırda kurulmuş olan Hitit şehri Kabakoyacakı’na yavaş yavaş sızmaya başlarken Erken Türklerin Mutsuz Kadınları ise taş üstüne taş koyup sırtına çamur sıvamak suretiyle tarihin ilk gecekondularını yapmaya başlamıştır

Kapadokya’ya yerleşim Erken Türk erkeklerinin erken boşalma sorunları maalesef çözüm olmamıştır. Üstelik akşamları işten yorgun gelen erkekler bu sefer de kadınlara bütün gün çalışıp geberdiklerini, hiç yanaşmamalarını söylemeye başlamıştır. Kadınlar sinirlerini çocuklarını döverek ve gecekondularına kat çıkarak çıkarak geçirmeye çalışmış, nihayetinde bugün Peri Bacası diyerek şeklinin çağrıştırdığı imgeden uzaklaştırmaya çalıştığımız taş formasyonlar böylece son halini almıştır.

Tarihin ilk belediye başkanı olan Kapadokya Belediye Başkanı Asrumşuppattuli’nin ikinci kez yapılacak olan seçimler için hazırlattığı ve savaş arabalarından halkın üzerine attığı propaganda tabletlerin halkın kafasına gözüne gelmesi sonucunda oluşan ölümler sebebiyle Kapadokya’nın nüfusu azalmış, seçimlerden sonra gecekondulara imar vereceğini söyleyerek Erken Türklerin oylarını almayı planlayan Asrumşuppattuli azalan nüfusu geri kazanmak için Mutsuz Kadınlar Kavmi’ne şehirde yerleşim izni vermiş, Erken Türkler Kapadokya’ya yerleşmiş ve Hitit kültürünün içinde kaybolarak özbenliklerini ve Türklük bilinçlerini kaybetmişlerdir. Geriye uçsuz bucaksız bozkırın üstünde bir takım penisler kalmıştır.