Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Çok mutsuzum be Atam!

UGUH!

Uzun zamandır yazmadığımın farkındayım. Hayatımda önemli değişiklikler oluyor. Yaşamanın yazmaktan daha önemli olduğunu, uzun zamandır yazmaktan yaşamaya fırsat bulamadığımı düşündüğüm bir döneme girmiş bulunmaktayım. Hazır yaz bahar ayı gelmiş, bulanmış suyumuz, attım kendimi dışarılara. On yıldır koltukta oturmaktan düzleşen kıçımı eski şekline sokmaya çalışıyorum. Yeni insanlarla tanışıyorum, muhabbet filan, havadan civadan, hiç farketmez, eskiden farkederdi çünkü. "Aman canım öyle boş boş konuşmaların içinde olacağıma eve gider yazarım" diyordum. Vazgeçtim. Çok yakında Virgillius'la saatler sürecek bir sohbete hazırlanıyorum ansiklopedi karıştırarak (!) Sanıyorum bundan 6 ay önce "Yazmak için Yaşamak"ı okuduğumda atıldı tohumlar. Eğer yaşamazsam yazamayacağım sevgili okur. Ben yaşamaya gidiyorum, ha, ara sıra uğrar bir şeyler çiziktiririm buraya tabi. Ama sorumluluklarını sırtından atmaya çalışan bir adam olarak bu blogun da bir sorumluluk haline gelmesine i...
-Arif? -Efendim Tarif? -Gerçekten anlıyor musun? -Neyi? -Biliyordum anlamadığını, gerçekten Arif olsan anlardın halbuki -Bana hiç gerekli değilsin Tarif! -Nasıl yani? -Arifler anladı onu, sen kafana takma

Yeni Türkü

Hey Harvardlı Harvardlı Boston yolları taşlı Harvardlılar gidiyor Kızların gözü yaşlı Aslan yarim kız senin adın Solara Ben dolandım sen de dolan gel Polo'ya Alez aldım yardası onyedi dolara Gidiyom gidemiyom Jack doldur burboncuyum viski içemiyom Sevdiğim pek gönülsüz Spring Break'e götüremiyom Koro...

Müge Worçistırşayr'dan İnciler

Geçen gün zevcem, ben, Müge Wöçistışayr  yürüyoruz. Zevcem de sağolsun benim gibi hasta Fenerli bir insandır. Geçen sene kombinesini almış, benimle her maça gelmişti. İkimiz de, dede sağolsun, bol bol kahrolmuştuk ama olsun. Neyse, Beşiktaş maçından bahsediyoruz. Bu sene kombine almadı ama Kadıköy'de Cincon maçını seyretmeye geldi. Beşiktaş maçına da gelecek. Maça gitmenin ne kadar eğlenceli bir şey olduğunu anlatıyor Müge'ye. Onu da davet etti maça. Müge de, adı üstünde Wöçistışayr'lı olduğu için aristokrat bir arkadaşımızdır, şöyle bir cevap verdi. "Aman istemem! Maçta gol oluyo filan, tanımadığın insanlar sarılıyorlar. Ne o öyle!" Eskaza maça gidecek olursa, Müge'nin yanına oturacak insanlara sesleniyorum. Yapmanız gerekenler: CV'nizi unutmayın. Eğer üniversite mezunu değilseniz CV'yi değil kendinizi bile maça getirmeye kalkmayın. "Tiffany'de Kahvaltı" ya da "Soğukkanlılıkla" gelsin. Mümkünse İngilizce. Eğer enteresan ...

Günün Parçası

Şişli, Okmeydanı ve Merter'in arka sokaklarında tekstil atölyelerinde çalışan işçi kardeşlerim için gelsin Xploding Plastix'ten Omar Shariff Bonanza. Bu parçayı her gün bir kere dinlemezsem işimin rast gitmeyeceğine inanıyorum bu günlerde.

Okçummmmm

biz bu adamı böyle yapsın diye aldık ama o, ya böyle yapıyor ya böyle ya da böyle hiçbi şey bulamazsa böyle hele bu unutulmazdır kejo'dan tek farkı var çok gol kaçırıyor. pozisyona giriyor ama kaçırıyor, sürekli kaçırıyor, en atılmayacak golleri atıyor ama çalım atamıyor. eller sürekli açık, sürekli bir "ama ben hep haksızlığa uğruyorum!" duruşu. nereye kadar? inşallah bu senenin sonuna kadar.