Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kafamdan Ortaya Karışık

Dün gece çok geç yenilen bir akşam yemeğinin arkasından uyumamak için kendimi Vincent Gallo'nun başrolünü oynadığı Essential Killing filmini seyrederken buldum. Uzun zamandır beni teğet geçen, başına oturmaya üşendiğim filmlerden biriydi. Film digiturk muvistarmtarprömiyer kanallarından birinde oynuyordu. Film Afganistan'da yakalanan ve -sanırım- Polonya'daki koalisyon hapisanesine götürülürken içinde bulunduğu minibüsün şarampole yuvarlanması sonucu serbest kalan ve allah ne verdiyse kaçmaya başlayan bir taliban töroristinin "Polonya Dağları toz ile duman" türküsü eşliğinde önüne gelen insan türünden bütün canlıları öldürmesi üzerine kurulu. (Kendime not: Bi daha bu kadar uzun cümle yazma sıçma ihtimalini de göz önünde bulundur) Şimdi google'dan bakanda filmin Venedik'te en iyi film aldığını gördüm, evropalının aklına bir kere daha tüküresim geldi. Çünkü Gallo bir Taliban'ı oynayan bir oyuncuyu çok iyi oynamış aslında. Bir de üstüne böyle bir ada...
Benden yazmam istendi. Bir okurum varmış meğersem. O üşenmedi bana mail attı. "Neden yazmıyorsunuz?" dedi. Ben de sordum aynı soruyu kendime. Ona verdiğim cevapları bir tur da buraya yazamayacak kadar üşengeç bir insanım. O yüzden yazmıyorum. Kırkıncı yaşıma yaklaşırken hızla, can kardeşim, ruh ikizim, BFF'im Salih Nazım'la konuşmalarımızdan çıkardığımız bir şey var. İnsan yaşlandıkça orta sahanın biraz ilerisinden çıkarılacak sert bir şutla skoru lehine çevirme beklentisi de azalıyor. Sürpriz ögesi yavaş yavaş rafa kalkmaya başlıyor insanın hayatında. Sınırlarını bilmeye başlıyorsun. Nedendir bilinmez zamanın da daha değerli hale geliyor. (Ha, zamanı hala fena halde çarçur eden bir yazar olduğum gerçeği su götürmez, o ayrı) Bir yandan da blog/boşa yazı yazmak -boşa yazı tabi, kitap yapamazsın bir şey yapamazsın öylece durur burda, ne kadar daha burda olacağı belli olmadan- gerçekten zaman isteyen bir uğraş. İki arada bir derede, işerken, vapurda ya da yürürken tiv...

Dis İz Sparta!

Akciğer filmime baktı doktor Çok sigara içiyorsun Lekeler va! Dis iz mednıs! Yok dedim doktor Delilik filan yok ortada Dis iz Sparta!

Uzun Zaman Sonra

Gene biz bize oturuyorduk, sen ben bizim oğlan. Bizi kimse anlamıyordu, dostumuz yoktu bizden başka Bir elim sıcak bir elim soğuk Böyle saçmalık olur mu? Bizim oğlan işte Çok iyi anlıyordu bunu. Farsilere özeniyordum ben olmayan bir Farsça konuşuyordum Şevket Arapları severdi. Ama atlarını. Hele ki kum zeminde. Türker’in ikimizle de işi olmazdı. Onun genelde işi vardı. Mesaili. Gene de otururdu bizimle, ben o bizim oğlan. Çay içiyorduk, kimse çayı bizim gibi demleyemiyordu. Kaçak çay içiyorduk, bir de kapalı alanda sigara Kaçak kaçak Kaç ak güvercin uçurmuştu Şevket. Hiçbiri de geri dönmemişti Şevket’in bu hayvan sevgisine bir türlü anlam veremiyorduk. Ben veremiyordum. Türker genelde vermiyordu. Türker hesap da vermezdi zaten. Biz öderdik hep. Evde de vermezdi karısına. Karısı bunu doğal karşılardı üstelik. Gene biz bize oturuyorduk sen ben bizim oğlan. Uzakta da başkaları oturuyordu. O, o, onun oğlan. O sırada vapur gelmesin mi… Bir kız inm...
Yazacak çok şey var. Yazacak hiçbir şey yok. Hayat kendisini yazıyor. Birand Berlin Duvarı yıkılırken 32.Gün'de "Tarihi günlere tanıklık ediyoruz" demişti, hala aklımda. Tarihi günlere tanıklık ediyoruz. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. 

Çapkınım Hovardayım 38 yaşındayım

Adım Caput göbek adım Bahtiyar. 11'de yediğim Mc Donalds'dan sonra iki saat sızdım. Gecenin birinde uyandım . Artık sabaha kadar buradayım belli ki. İki saat sonra uyandım ve dedim: “38 yaşındayım” 38 yaşındayım ve artık hiçbir şey bana anormal gelmiyor. Bir film çektim daha vizyona çıkmadı. Bir kitap yazdım henüz basılmadı. Dünyayı dolaşıyordum yarım kaldı. Uçurumun kenarındayken sormuştum kendime: “Bu dünyadan ne bekliyorsun Caput?” diye. Üç cevap bulmuştum. Film çekmek, kitap yazmak ve dünyayı dolaşmak. Bir sene kadar önce blog yazmayı bıraktım. Yazmaktan, yani hayal kurmaktan yorulmuş bir adam olarak. “Yazmak için Yaşamak” beynime tohumlarını ektiğinden beri böyleydi bu. Yazmak, sürekli yazmak, bir yazar sürekli yazar. İyi amk bir yazar sürekli yazar da bir yazar arasıra da okunur ama… 38 yaşındayım ve hiçbir şey beni şaşırtmıyor. İri cüsseli bir adamım, Balzac kadar çok yerim ama onun kadar iyi yazamam. Günde iki paket sigara içerim. Vücudum “yapma bunları bana” d...