Ana içeriğe atla

Bir Şairi Öldürmek
















VAPUR

Yürek değil be, çarıkmış bu, manda gönünden
teper ha babam teper,
paralanmaz
teper taşlı yolları
Bir vapur geçer Varna önünden,
uy Karadeniz'in gümüş telleri,
Bir vapur geçer Boğaz'a doğru,
Nâzım usulcacık okşar vapuru
yanar elleri.


36 sözcük, noktasıyla virgülüyle 202 karakter...


Bu adamla benim aramda sonsuza kadar bir aşk/nefret ilişkisi olacak eminim bundan. Çok uzun zaman önce bütün şiirlerini okudum, sonra da bir daha elime almadım kitaplarını. Yıllardır ezberimde olan üç dört şiiri vardır, zamana inat hafızamda yer kaplayan.

Biliyorum bir gün, muhtemelen bir gece çalışmaktan sıkılıp kafa dağıtmak için iki satır bi şey okumak isteyeceğim. Kitaplarımın arasında dolaşırken parmaklarım, "Yatar Bursa Kalesinde"ye gidecek elim. "Sevdalınız komünisttir, on yıldan beri hapistir, yatar Bursa Kalesinde" dizeleri direkman dökülecek hafızamın şelalesinden. Ondan sonra dalacağım külliyata, işi gücü bırakıp önce martıları sonra sabah ezanını dinlerken gene tüylerim tiken tiken olarak okuyacağım bu hayvan adamın şiirlerini.

Seviyorum bu adamı. İlk gençliğimin en önemli anlarında arkadan fon şiiri olarak, alttan dipnot olarak geçmişliği vardır. Şiir yazmaya ona öykünerek başladım, bugün yazarak hayatımı kazanıyorsam bunda onun da payı vardır. Onun gibi şiir yazmaya çalışmaktan, onu da geçtim şiir yazmaya çalışmaktan vazgeçeli çok oldu. Bu bloga koyduklarımı şiirden saymaya zaten gerek yok. Ben hayatımın hiçbir döneminde 36 sözcükle bu kadar çok şey anlatabilmeyi beceremedim, bundan sonra da becerebileceğimi sanmıyorum zaten.

Nefret ediyorum bu adamdan. Memleketimden İnsan Manzaralarını başından dibine soluksuz okuduğum o 17 yaşımın gecelerini kabusa çevirdi bu adam benim. Şiir formunda roman yazılır mı be insafsız! Bozkırın ortasındaki hastanede bir çocuk doğurtur kitabın ortalarında bir yerde, okurken o çocuğu doğurdum ben. Önünde saygıyla eğildim, nefret ettim dehasının gücünden, Brutus'un Sezar'ın sırtına bıçağı saplarken hissettiklerini hissettim. "Senin kadar iyi olamayacaksam senin yaşamanın ne anlamı var ki!"

Siz hiç rubai yazmaya çalıştınız mı? Ben çalıştım, yazamadım. Ama O rahat durmadı, rubai de yazdı, şerefsiz! Bir tanesi vardır ki bilenler bir tozunu alsın, bilmeyenlere selam olsun, Ambarlar'dan Eşref'in biricik aşkı için gelsin, Şişli'nin arka sokaklarında konfeksiyon atölyelerinde çalışan başörtülü kızlar için gelsin, nişanlısından Sinop'ta askerliğini yapan Mustafa için gelsin. Hep birlikte dinleyelim ve hep birlikte "Ulan cidden ne zamandır şiir okumuyorum ben ha!" düşüncesini geçirelim aklımızın mor çatılarından. Haydi bakalım.

RUBAİ

Öptü beni : «— Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır,» — dedi.
«Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır,» — dedi.
«İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde :
«körler onları görmese de, yıldızlar vardır,» — dedi...


32 sözcük, noktasıyla, virgülüyle, tırnağıyla 195 karakter...

Yorumlar

No More Virgilius dedi ki…
Sözünü ettiğin nefret/aşk hissiyatını kendimde de görüyorum ona karşı. Bana ıstırap veren ama saygıyla tapınmayı terketmediğim bir tanrı gibi, süründüren ve yakıp yıkan ama sevmekten asla vazgeçemediğim bir hatun gibi, sürekli öfkeyle küfür sallasam da hala hayranlıkla yad ettiğim sergen yalçın gibi, günde bir ölçek parkinson-vari titreme krizine girdiğinde "bu benim olamaz! bu da ben olamam! olmamalıyım!" diye dehşet içinde seyrettiğim sağ elim gibi...

"O, benim, ayrıca 'ben'im" demek gibi...
No More Virgilius dedi ki…
p.s. Şiir formunda roman için diğer bir örnek, Yengeny Onegin.
(Rahat durmadım gene)
Gökhan dedi ki…
evet be kardeşim gene duramamışsın yani aaaa! :)

yukarıdaki listeye sigarayı da eklemek istiyorum ben ayrıca

Okuyana "O, benim, ayrıca 'ben'im" dedirtebilmek ne büyük bir kudret olsa gerek, ama N.H herhalde "O bir mühtiş bahtiyarlık" der geçerdi sadece.

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Makinalaşmak İstiyorum" Şiiri Üzerine

Virgillius'un şu yazısını okuduktan sonra bir cevaba girişip yorum kısmına koyacak oldum. Fekat yorumun limitlerinin almayacağı bir yazıya dönüştüğü için yazacaklarım, buraya almaya uygun görmüş bulunmaktayım efenim. Üstat hazır sen yokken meydanı boş bulup atıp tutayım biraz. “Makinalaşmak İstiyorum” şiiri Nazım Hikmet'in şiirinin gelişme döneminde denediği Fütürist akım dahilindeki bir iki şiirinden birisidir. Fütürist akım İtalya'da Marinetti tarafından başlatılmış daha sonra özellikle Rusya'da faşizme olan açık desteği paranteze alınarak geçmişe dair herşeyi reddeden cesur tavrı öne çıkarılarak Mayakovski ve Hlebnikov tarafından uygulanmıştır. Mayakovski'nin şiirinin bu kadar sert, açık ve kavgacı olmasının sebebi şairin manyak bakan gözleriyle birlikte bu akımdır. Nazım Hikmet'in KUTV'da eğitim görürken okuduğu ve çarpıldığı bu şiir biçimine öykünerek yazdığı bir şiirdir “Makinalaşmak İstiyorum” Biçimsel olarak oldukça özel bir yer tutar Türk şii...

Çapkınım Hovardayım 38 yaşındayım

Adım Caput göbek adım Bahtiyar. 11'de yediğim Mc Donalds'dan sonra iki saat sızdım. Gecenin birinde uyandım . Artık sabaha kadar buradayım belli ki. İki saat sonra uyandım ve dedim: “38 yaşındayım” 38 yaşındayım ve artık hiçbir şey bana anormal gelmiyor. Bir film çektim daha vizyona çıkmadı. Bir kitap yazdım henüz basılmadı. Dünyayı dolaşıyordum yarım kaldı. Uçurumun kenarındayken sormuştum kendime: “Bu dünyadan ne bekliyorsun Caput?” diye. Üç cevap bulmuştum. Film çekmek, kitap yazmak ve dünyayı dolaşmak. Bir sene kadar önce blog yazmayı bıraktım. Yazmaktan, yani hayal kurmaktan yorulmuş bir adam olarak. “Yazmak için Yaşamak” beynime tohumlarını ektiğinden beri böyleydi bu. Yazmak, sürekli yazmak, bir yazar sürekli yazar. İyi amk bir yazar sürekli yazar da bir yazar arasıra da okunur ama… 38 yaşındayım ve hiçbir şey beni şaşırtmıyor. İri cüsseli bir adamım, Balzac kadar çok yerim ama onun kadar iyi yazamam. Günde iki paket sigara içerim. Vücudum “yapma bunları bana” d...

Mahur Beste

Fizy'den Mahur Beste'yi dinlerken aklıma geldi de, benim hiç Müjgan diye arkadaşım olmadı. İçinde J harfi olan isimlere ayrı bir sevgim, saygım vardır zaten ama Müjgan'ın yeri ayrı. Aranızda hiç Müjgan var mı? Arkadaş olsak onunla. Mahur beste çalınca ağlaşsak karşılıklı? İçinde J geçen başka hangi isimler var bu arada? Jale, Jülide, Müjde (Janset Jülyet onları saymıyorum) Nejat var erkeklerden. Başka aklıma gelmedi, var mı bilen hatırlayan? edit: Burju SıdqıSıyrıque'dan Tijen ve Nejdet geldiler efenim Ojuz'da Ojuz'un nesi kötü annamıyorum ki diyerek katıldılar :) edit 2: Baskıyı durdurun! Ceren'den çok önemli bir ekleme geldi! Ajda! Bu nasıl unutulur, nasıl ilk akla gelenlerden olmaz! Halbuki en çok duyduğumuz J'li isimdir herhalde kendileri. Bravo Ceren. edit 3: Akşam baskısına girin! JoA'dan Tanju geldi. Var mı başka arttıran? edit 4: İhale JoA'da kalmak üzere. Tanju, Ejder ve Ajdar'la fırtına gibi bir giriş yaptı JoA. Jidden...