Ana içeriğe atla

"Sıçtınız! İçime döndüm" Serisi-2

Bir çeşit hazırlık yapıyorum aslında. Yeni bir hayata doğru bir hazırlık bu. Kendimi hazırlama. Geçen gün son on yılda kendim için yazdığım şeyleri gözden geçirdim. Nefret ettim kendimden. Tiskindim. Yazılmayı bekleyen bir sürü iş var elimde. Hiçbirinde bir adım bile ilerleme kaydedememişim başladığımdan beri. Üç tane iş var ki okuduktan sonra içimden 27-28 yaşlarındaki halim fırlayıp "Hayvan heriiiiiffff! Bunları yazacağına hala onlarla mı uğraşıyorsuuuun! Allah belanı versin seniiiin!" diyerek sopayla dövdü beni. Gıkımı çıkaramadım.

Kimseden farklı değil aslında gidememe nedenlerim. Kardeşim bu sene üniversiteyi bitirdi, "bir alıp şunu karşıma konuşayım" diye düşünüyordum. Geçen gün fırsat oldu, oturduk karşılıklı, "Eee" dedim, "Üniversite de bitti. Ne yapacaksın şimdi?". Bilmediğini söyledi, düşündükçe kafası karışıyormuş o yüzden kafasından uzaklaştırdığını söyledi. Çevresindeki herkesin kendisine aynı şeyi sorduğundan şikayet etti. Ayrıca aynı insanların bir sürü öğüt verdiğinden. Sadece liseden iki iyi arkadaşının beklemesinin daha iyi olacağını, zaten aramaya başlasa da bugünlerde iş bulamayacağını...

O bunlardan bahsederken bir anda kendime geldim. Ne yapıyordum ben! Kardeşimin karşısına geçmiş "Hadi bakalım, artık aylaklık etme, gel bize katıl, bir iş bul, sıkıl, sonra evlen daha da sıkıl, çocuk yap biraz hareketlilik olur, ev al, araba al biraz da o hareketlilik getirir. Ondan sonra sıkılmaya devam edersin" diyordum. Bir sabah uyanmış ve nefret ettiğim insanlardan biri olmuştum. Bir sabah uyanmış ve eşek olduğumu farketmiştim. Silkindim ve kendime geldim. "Siktiret onların senden ne beklediğini" dedim. "Nasıl mutlu olacağını hissediyorsan, düşünüyorsan onu yap." Onlardan birisi olmaya çalışma, seni kendi kısır döngülerinin içine çekmelerine izin verme. İşe filan girme. Bir sene daha Eskişehir'de kalmak mı istiyorsun, kal. Ondan sonra başka bir şey mi yapmak isteyecek canın, yap. Bundan 20 sene sonra birileri sana bir baltaya sap olamadı mı diyecekler. Bırak desinler! Sen o 20 seneyi sevdiğin şeyleri yaparak mı geçirdin? O zaman bırak ne derlerse desinler.

Trene atlamak üzereyken durdurmaya çalışıyorum onu. Aynı trene atlamış, yaşı 30'a gelmiş arkadaşlarıma aynı şeyleri söylüyorum. Ama bu onlarda sadece midenin biraz üstünde başlayan ateşlenme etkisi yaratıyor. Çünkü onlar bu trene bineli çok oldu. Atlamaya korkuyorlar. Korkuyoruz. Hep birlikte. Onlardan bir tek farkım var. Pencereden dışarı başımı uzatıp aşağı bakıyorum ben artık. Ben çocukken gittiğimiz kayalık bir yer vardı. Biz çocuklar için çok yüksek görünen dört-beş metrelik bir kaya vardı orada, başına çıkıp denize atlayabildiğin. İlk defa çıktığımda o kayanın başında uzun zaman kendimi hazırladım, atlarmış gibi ellerimi havada savurdum, dizlerimi kırıp yaylandım, derin derin nefes alıp verdim. Gerçekten de cesaret isteyen bir şeydi çünkü ordan atlamak. En sonunda bir an geldi, hiçbir şey düşünmeden, hiç hazırlık yapmadan bir anda attım kendimi denize. Şimdi de bu trenin kenarından aynı şekilde bakıyorum aşağıda akmakta olan hayata.

Yorumlar

Tugc dedi ki…
İçimdekilerin dışa vurumu gibi hissettim. Kardeşinin durumunda olan biri olduğum göz önünde de bulundurulursa, daha anlam kazanıyor bile olabilir.
Gökhan dedi ki…
Eee peki bağyan Parilda... okul da bitti? N'apıcaksın şimdi? Kih kih kih :)
Tugc dedi ki…
Katil olmayı düşünüyorum. Böyle sık sık bu soruları soranları vurucam filan. Hobi olarak yani. :P
polente dedi ki…
Sevgili Gökhan Abi,

Ben senden çok ümitliyim ve fekat bir o kadar da kızgınım sana.
Bazı insanlara bir takım yetenekler sunulmuşken bu hediyeyi çarçur ediyor olmaları bi kısım üzüyor beni bildin mi. Vaktiyle evlenirken ben, senin deyiminle yüz kitabında uzun bir yazı yapmış çok fena halde içime su serpmiş idin. Bi tur da ben aynısını yapmak isterim ancak kelimelerin efendisi siz, geveze ben olduğumdan sesli olması tercih sebebim.
Nerde biralanıyoruz?
Gökhan dedi ki…
Katil olacaksan hiç olmazsa kiralık katil ol ki bir mesleğin olsun hahahahaha
Gökhan dedi ki…
Polente benim şeytanım olma zaten ben kendi kendime yeterince şeytanlık yapıyorum anasını satıyim!
Bira için de, ne zaman ve nerde sen söyle
polente dedi ki…
Bira hususunda sizi gelecek hafta içi arayacağım, see uu soon

hem herkes herkesin birazcık şeytanı değil midir, ki. Nedir

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Makinalaşmak İstiyorum" Şiiri Üzerine

Virgillius'un şu yazısını okuduktan sonra bir cevaba girişip yorum kısmına koyacak oldum. Fekat yorumun limitlerinin almayacağı bir yazıya dönüştüğü için yazacaklarım, buraya almaya uygun görmüş bulunmaktayım efenim. Üstat hazır sen yokken meydanı boş bulup atıp tutayım biraz. “Makinalaşmak İstiyorum” şiiri Nazım Hikmet'in şiirinin gelişme döneminde denediği Fütürist akım dahilindeki bir iki şiirinden birisidir. Fütürist akım İtalya'da Marinetti tarafından başlatılmış daha sonra özellikle Rusya'da faşizme olan açık desteği paranteze alınarak geçmişe dair herşeyi reddeden cesur tavrı öne çıkarılarak Mayakovski ve Hlebnikov tarafından uygulanmıştır. Mayakovski'nin şiirinin bu kadar sert, açık ve kavgacı olmasının sebebi şairin manyak bakan gözleriyle birlikte bu akımdır. Nazım Hikmet'in KUTV'da eğitim görürken okuduğu ve çarpıldığı bu şiir biçimine öykünerek yazdığı bir şiirdir “Makinalaşmak İstiyorum” Biçimsel olarak oldukça özel bir yer tutar Türk şii...

Çapkınım Hovardayım 38 yaşındayım

Adım Caput göbek adım Bahtiyar. 11'de yediğim Mc Donalds'dan sonra iki saat sızdım. Gecenin birinde uyandım . Artık sabaha kadar buradayım belli ki. İki saat sonra uyandım ve dedim: “38 yaşındayım” 38 yaşındayım ve artık hiçbir şey bana anormal gelmiyor. Bir film çektim daha vizyona çıkmadı. Bir kitap yazdım henüz basılmadı. Dünyayı dolaşıyordum yarım kaldı. Uçurumun kenarındayken sormuştum kendime: “Bu dünyadan ne bekliyorsun Caput?” diye. Üç cevap bulmuştum. Film çekmek, kitap yazmak ve dünyayı dolaşmak. Bir sene kadar önce blog yazmayı bıraktım. Yazmaktan, yani hayal kurmaktan yorulmuş bir adam olarak. “Yazmak için Yaşamak” beynime tohumlarını ektiğinden beri böyleydi bu. Yazmak, sürekli yazmak, bir yazar sürekli yazar. İyi amk bir yazar sürekli yazar da bir yazar arasıra da okunur ama… 38 yaşındayım ve hiçbir şey beni şaşırtmıyor. İri cüsseli bir adamım, Balzac kadar çok yerim ama onun kadar iyi yazamam. Günde iki paket sigara içerim. Vücudum “yapma bunları bana” d...

Mahur Beste

Fizy'den Mahur Beste'yi dinlerken aklıma geldi de, benim hiç Müjgan diye arkadaşım olmadı. İçinde J harfi olan isimlere ayrı bir sevgim, saygım vardır zaten ama Müjgan'ın yeri ayrı. Aranızda hiç Müjgan var mı? Arkadaş olsak onunla. Mahur beste çalınca ağlaşsak karşılıklı? İçinde J geçen başka hangi isimler var bu arada? Jale, Jülide, Müjde (Janset Jülyet onları saymıyorum) Nejat var erkeklerden. Başka aklıma gelmedi, var mı bilen hatırlayan? edit: Burju SıdqıSıyrıque'dan Tijen ve Nejdet geldiler efenim Ojuz'da Ojuz'un nesi kötü annamıyorum ki diyerek katıldılar :) edit 2: Baskıyı durdurun! Ceren'den çok önemli bir ekleme geldi! Ajda! Bu nasıl unutulur, nasıl ilk akla gelenlerden olmaz! Halbuki en çok duyduğumuz J'li isimdir herhalde kendileri. Bravo Ceren. edit 3: Akşam baskısına girin! JoA'dan Tanju geldi. Var mı başka arttıran? edit 4: İhale JoA'da kalmak üzere. Tanju, Ejder ve Ajdar'la fırtına gibi bir giriş yaptı JoA. Jidden...