Ana içeriğe atla

Sayıklamalar 2

Kimim ben? Nedir beni diğerlerinden ayıran?
Hayata bir beyin fırtınası olarak bakmak ne kadar gerekli? Bizi niye okutuyorlar bu kadar. Büyük adam olmamız için mi? İyi de tarihin gösterdiği en büyük gerçek şu değil midir? Büyük adamlar acı çeker. Ya da zaten başlangıçtan itibaren çektiği acıdır büyük adamı büyük yapan.
Bizi temelde nihilist yapan şey fiziksel aktiviteden koparılmış olmamız mıdır? Spor salonlarında dıngıldamaktan bahsetmiyorum. (Koşu bandının üstüne çık, bitmeyen bir yolu yürü durmadan, kısır döngü bandında durmadan yürü. Sonra da hayatım niye bu kadar anlamsız diye sor kendi kendine) Ben üretime dayalı fiziksel aktiviteden bahsediyorum. Odun kırmaktan, çapa yapmaktan, dal budamaktan, tavuk kesmekten. Bir şeyi büyütmek, yetiştirmek ya da yoketmek için yapılan, (fit kalmak, zayıflamak, erken yaşta ölmemek gibi insanın kendi gelişiminden başka bir şeyi amaçlayan bir nedene dayalı) fiziksel aktiviteden mahrum kalmak mıdır büyük adam olmanın ödülü. Bu ceza değil mi?
Büyük adam düşünür, her büyük adam yaratıcı düşünemeyebilir. Ama en azından kendisine öğretilen düşünme yollarını takip eder. Mantık yürütür büyük adam, önsezer, fırsatları değerlendirir. Soyutlar. Soyutlama sadece yaptığı işle ilgili değildir. Hayatının her alanına yayılır.
Büyük adam komşusunun on yedi yaşındaki kızını sikmeyi hayal eder. Mastürbasyon da bir çeşit soyutlamadır. Küçük adam komşusunun on yedi yaşındaki kızını kıstırdığı yerde siker. Büyük adam bu edepsiz hayali gerçekleştirmenin sonuçlarını da düşünür. O sonuçların yaratacağı etkiden korkar. Soyutlaya soyutlaya yarattığı (aslında gerçek olduğuna dair ciddi şüphe duyduğu) hayatını mahvetmekten korkar. Küçük adam içgüdülerine uyar, düşünmez, önsezmez, varsaymaz, tek başına yakaladığı gün yapışır komşu kızının apış arasına. Sonunda ölüm bile olabilir ama o kadar uzun boylu düşünmek küçük adamın işi değildir.
Büyük adam sadece kendisinin değil, içinde yaşadığı toplumun, hatta dünyanın gidişine yön verecek bir katkıda bulunabileceğini düşünerek yaşar bütün hayatını. Bu erdem oluşturur büyük adamın DNA’sını. Halbuki düşünceden eyleme geçmek zordur. Küçük adam düşünmez, yapar. Yaptığıyla değiştirir zaten çoktan değişmeye hazır olanı. Devrimleri büyük adamlar kurar. Küçük adamlar yapar. Büyük adamlar her on yılda bir devrim hayalleri kurar ama küçük adamlar olmadan devrim olmaz.

Şimdi burda can sıkıcı soru şu: Büyük adam mı yaşıyor, küçük adam mı?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Makinalaşmak İstiyorum" Şiiri Üzerine

Virgillius'un şu yazısını okuduktan sonra bir cevaba girişip yorum kısmına koyacak oldum. Fekat yorumun limitlerinin almayacağı bir yazıya dönüştüğü için yazacaklarım, buraya almaya uygun görmüş bulunmaktayım efenim. Üstat hazır sen yokken meydanı boş bulup atıp tutayım biraz. “Makinalaşmak İstiyorum” şiiri Nazım Hikmet'in şiirinin gelişme döneminde denediği Fütürist akım dahilindeki bir iki şiirinden birisidir. Fütürist akım İtalya'da Marinetti tarafından başlatılmış daha sonra özellikle Rusya'da faşizme olan açık desteği paranteze alınarak geçmişe dair herşeyi reddeden cesur tavrı öne çıkarılarak Mayakovski ve Hlebnikov tarafından uygulanmıştır. Mayakovski'nin şiirinin bu kadar sert, açık ve kavgacı olmasının sebebi şairin manyak bakan gözleriyle birlikte bu akımdır. Nazım Hikmet'in KUTV'da eğitim görürken okuduğu ve çarpıldığı bu şiir biçimine öykünerek yazdığı bir şiirdir “Makinalaşmak İstiyorum” Biçimsel olarak oldukça özel bir yer tutar Türk şii...

Çapkınım Hovardayım 38 yaşındayım

Adım Caput göbek adım Bahtiyar. 11'de yediğim Mc Donalds'dan sonra iki saat sızdım. Gecenin birinde uyandım . Artık sabaha kadar buradayım belli ki. İki saat sonra uyandım ve dedim: “38 yaşındayım” 38 yaşındayım ve artık hiçbir şey bana anormal gelmiyor. Bir film çektim daha vizyona çıkmadı. Bir kitap yazdım henüz basılmadı. Dünyayı dolaşıyordum yarım kaldı. Uçurumun kenarındayken sormuştum kendime: “Bu dünyadan ne bekliyorsun Caput?” diye. Üç cevap bulmuştum. Film çekmek, kitap yazmak ve dünyayı dolaşmak. Bir sene kadar önce blog yazmayı bıraktım. Yazmaktan, yani hayal kurmaktan yorulmuş bir adam olarak. “Yazmak için Yaşamak” beynime tohumlarını ektiğinden beri böyleydi bu. Yazmak, sürekli yazmak, bir yazar sürekli yazar. İyi amk bir yazar sürekli yazar da bir yazar arasıra da okunur ama… 38 yaşındayım ve hiçbir şey beni şaşırtmıyor. İri cüsseli bir adamım, Balzac kadar çok yerim ama onun kadar iyi yazamam. Günde iki paket sigara içerim. Vücudum “yapma bunları bana” d...

Mahur Beste

Fizy'den Mahur Beste'yi dinlerken aklıma geldi de, benim hiç Müjgan diye arkadaşım olmadı. İçinde J harfi olan isimlere ayrı bir sevgim, saygım vardır zaten ama Müjgan'ın yeri ayrı. Aranızda hiç Müjgan var mı? Arkadaş olsak onunla. Mahur beste çalınca ağlaşsak karşılıklı? İçinde J geçen başka hangi isimler var bu arada? Jale, Jülide, Müjde (Janset Jülyet onları saymıyorum) Nejat var erkeklerden. Başka aklıma gelmedi, var mı bilen hatırlayan? edit: Burju SıdqıSıyrıque'dan Tijen ve Nejdet geldiler efenim Ojuz'da Ojuz'un nesi kötü annamıyorum ki diyerek katıldılar :) edit 2: Baskıyı durdurun! Ceren'den çok önemli bir ekleme geldi! Ajda! Bu nasıl unutulur, nasıl ilk akla gelenlerden olmaz! Halbuki en çok duyduğumuz J'li isimdir herhalde kendileri. Bravo Ceren. edit 3: Akşam baskısına girin! JoA'dan Tanju geldi. Var mı başka arttıran? edit 4: İhale JoA'da kalmak üzere. Tanju, Ejder ve Ajdar'la fırtına gibi bir giriş yaptı JoA. Jidden...