Ana içeriğe atla

Biten Bir Anketin Ardından

Anket tamamlandı uzun bir süre önce. Ben de ne zamandır şuna bir yazı yazıp kaldırayım yerinden diye bekliyorum ama bir türlü fırsat olmadı. Şimdi sonuçlarını yorumlamak gerekirse, Türkiye'de her 9 kişiden 3'ünün sigara tiryakisi olduğunu görüyorum ben ilk olarak. Bunu tabi çakmak tiryakisi ya da kültablası tiryakisi olarak da yorumlamak mümkün. Benim mesela tanıdığım bir takım çakmak tiryakileri var. Kendilerini biliyorlar kendileri. borsalino-borsalino.blogspot.com adresinde yaşayan bekar bir kadın var mesela o bir çakmak tiryakisidir. Çalışma masasındaki ilk çekmeceyi açtığınızda ondörtbinsekizyüzyirmibeş tane çakmak bulabiliyorsunuz. Öte yandan kültablalarına karşı da bir garip nefret besliyor, dolu kültablaları mutfağa gidiyor bir daha geri gelmiyor mesela. Ha bunun anketle ne alakası var diye soracak olursanız ıssız bir adaya bu dişi kişiyle gidecek olursanız yanınıza birden çok çakmak alın ve çakmakları adanın muhtelif yerlerine gömün derim ben.

Gelelim ikinci şıkka. Kate, Sawyer ve Jack de en çok oy alan ikinci şıkkımızdı. Şimdi ben bir erkek olarak oraya Sawyer ve Jack'i götürmem arkadaş! Issız bir ada bile olsa sonuçta iki tane insan irisi, kaslı, yakışıklı kişi, ben ise sakallı bir hacıyatmaz. Ben nasıl götürücem Kate'i o zaman? Yemek yaparak mı yoksa espri yaparak mı! Boşu boşuna çocukları götürmeye gerek yok yani. Kate'le ben gitsek yeter. Öte yandan bu şıkkı seçen arkadaşların kaçının kadın kaçının erkek olduğu da beni meraklara gark etti.

Cep telefonu, bilgisayar ve kablosuz internet götürmek isteyen iki arkadaşı da canı gönülden kutluyorum. Şimdi ne desem bilemedim. Facebook'a mı bakacaksınız yoksa benim blogumu takip edebilmek için mi bu teçhitaza ihtiyacınız var? Enteresan olduğu kadar da kuntirisan buldum ben bunu.

Sonuç olarak harita, kerata ve pırasayı seçen bir tek ben varmışım demek ki. Halbuki en çok işe yarayacaklar onlar gibi görünmüştü bana. Harita kağıttandır, kağıt yararlıdır, kerata ayakkabı giymeye yarar ki onsuz bir ıssız ada düşünemiyorum. Pırasayı da yiyebilirsiniz. Yani siz yiyebilirsiniz... Çünkü ben pırasa sevmem.

Şimdi sonuçlara genel bir gözattığımızda görüyoruz ki Türkiye bir on yıl kadar daha muhafazakar-liberal hükümetler tarafından yönetilecek ve Fenerbahçe'nin tartışılmaz üstünlüğü ben ölene kadar sürecek. Anketten benim çıkardığım bunlardır. En kısa zamanda yeni ve bomba gibi bir yazıyla çıkacam ortaya inanıyorum!

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Valla Kate'i istemem ne yalan söyleyeyim. Issız bir adaya düşmüşüm, Sayyid varken, Sawyer varken, değil mi ama? Zaten Jack de gelmesin çok mersi. Jack gelmiyorsa Kate'in de gelmesinin bir anlamı yok zaten keza kendisi durmadan yırtınırcasına "Jaaaacccckkk!" diye bağırıp duruyor. Dolayısıyla; illa üç tane şey alacaksak bu lanet ıssız adada yanımıza; ben diyorum ki; Kablosuz internet, sigara ve Sayyid. Nedeni basit; Sayyid taşları birbirine sürterek ateş yakar. Sonra kendisiyle çılgınlar gibi sevişilir, ardından görüntüler internete verilir, üzerine de bir güzel sigara içilir.

P.S. Adanın adresini kimselere vermiyoruz efendim..Lütfen ısrar etmeyiniz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Makinalaşmak İstiyorum" Şiiri Üzerine

Virgillius'un şu yazısını okuduktan sonra bir cevaba girişip yorum kısmına koyacak oldum. Fekat yorumun limitlerinin almayacağı bir yazıya dönüştüğü için yazacaklarım, buraya almaya uygun görmüş bulunmaktayım efenim. Üstat hazır sen yokken meydanı boş bulup atıp tutayım biraz. “Makinalaşmak İstiyorum” şiiri Nazım Hikmet'in şiirinin gelişme döneminde denediği Fütürist akım dahilindeki bir iki şiirinden birisidir. Fütürist akım İtalya'da Marinetti tarafından başlatılmış daha sonra özellikle Rusya'da faşizme olan açık desteği paranteze alınarak geçmişe dair herşeyi reddeden cesur tavrı öne çıkarılarak Mayakovski ve Hlebnikov tarafından uygulanmıştır. Mayakovski'nin şiirinin bu kadar sert, açık ve kavgacı olmasının sebebi şairin manyak bakan gözleriyle birlikte bu akımdır. Nazım Hikmet'in KUTV'da eğitim görürken okuduğu ve çarpıldığı bu şiir biçimine öykünerek yazdığı bir şiirdir “Makinalaşmak İstiyorum” Biçimsel olarak oldukça özel bir yer tutar Türk şii...
Bu şarkı bitirdi beni. Bitirdi. Nakavt. 

BEN MEYLİMİ ÜÇ GÜZELE DÜŞÜRDÜM

Ruhi Su'dan dinlemeyi çok sevdiğim bir Karacaoğlan türküsüdür bu. Ben meylimi üç güzele düşürdüm Biri Şems-i, biri Kamer, ille Elif Onların aşkıyla aklım şaşırdım Biri Şems-i, biri Kamer, ille Elif Onların aşkıyle aklım şaşırdım Hangisinden yad eyleyim gönlümü Garip gönlümü Birinin evleri kaya başında Birinin evleri alnım duşunda (o duş değil evladım, atlama hemen dûş. Gerçek olmayan, imge, hayal anlamında) Biri yeni değmiş onbeş yaşında Biri Şems-i, biri Kamer, ille Elif Birinin parmağı dopdolu yüzük Birinin kolunda sırça bilezik Büyüğünü sevsem küçüğe yazık Biri Şems-i, biri Kamer, ille Elif Turna gelir, yüce dağı yol eder Ördek gelir, çayır çimen göl eder Üç güzel oturmuş bana el eder Biri Şems-i, biri Kamer, ille Elif Fizy'den arayın belki bulursunuz. Ruhi Su, su gibi akan sesiyle yaşam sevinci yayar bu türküyle. Neden bilmem, Karacaoğlan'ın çok kafa bir adam olduğunu düşündürmüştür usta bana hep. Şimdi niye yazdım bu türkünün sözlerini? Çün...