25 Ağustos 2008 Pazartesi

Meseller-2

Ve İsa dedi ki

"Aranızda günahsız olan kimse, ilk o atsın golü"

Ve iki takımın oyuncuları da başlarını öne eğdiler utanç içinde

Ve İsa ekledi

"Kuponun son maçı sizinki, beraberlik yazdım, gol atanı çarmıha gererim haberiniz olsun"

Meseller

Ve İsa dedi ki

"Aranızdan günahsız olan kimse, ilk o atsın taşı"

Ve masadakiler sinir oldular ve kalktılar masadan

"Seninle de okey oynanmıyor be abicim aaa!"

14 Ağustos 2008 Perşembe

Kıskanç Ülkenin Çocukları

Sigarayı bırakmayı bıraktım ya kafa yeniden çalışmaya başladı anasını satayım!

Şimdi efenim öncelikle şu linke tıklayıp şu haberi hep birlikte okuyoruz

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/9655947.asp?gid=229&sz=70033

Okumaya üşenenler varsa ben kısaca özet geçeyim. Bu Maykıl Felps denen süper-çimici abinin çimmeye nasıl başladığını anlatan bir haber. Hiperaktifmiş bu, anasına demiş ki doktor "atın bunu havuza yorgunluktan geberene kadar yüzsün, oğlan o gün bugündür yüzüyormuş. Önemli olan o değil, önemli olan altındaki yorumlar. Aynen aktarıyorum:

"iste fark bizler neynen ugrasiyoruz elin oglu neyle,70 milyon turkun icinden bir tane yuzucumuz yokya yaziklar olsun bize bizde kapkac taciz dururken niye baska bir sey yapayimki turke spor deme ne dersen de ama sakin spor yap deme "

"Elin oğlunun amacı madalya almak. Bizimkilerin ise gezip tozmak. Milletin parasıyla sakat sakat oraya gidip sondan birinci oluyorlar. Bari sakatlığınızı söyleyin de geriden gelen yeteneklerin şansı olsun."

Bu çok fena
"Ben de Turk yuzucu sanip gurur duymustum. Ne zaman boyle yuzuculerimiz olacak ve olimpiyatlarda ne zaman hayal kirikliklarindan kurtulucaz yeter artik. "

Bunun alakası yok ama çok sevdim benim kafadan arkadaş:

"bu kadar insan açken bu adam bir ailenin yiyecegi kadar yemek yiyor yazık değilmi!! DİYE BİR YORUM TABİİKİDE YAPMİYCAM VEDE BÖYLE YORUMLARIN BAZEN NE KADAR SAÇMA VE GEREKSİZ OLDUĞUNU HATIRLATMAYA ÇALIŞICAM. "

Sonuç olarak çimici oğlanın ne yediğini anlatan bir yazı bu.

Şimdi bu nasıl bir haleti ruhiyedir ki, evine en yakın yüzme havuzunun nerde olduğunu bilmeyen yurdum insanı, bu emmi 5 tane altın madalyayı göğsüne takınca, bir anda ülkenin çimmesel ve daha da genel olarak sporsal sorunlarına diz döver hale gelir?

Bu nasıl bir geyik yapabilme potansiyelidir yüce yaradan ki, ülkenin en çok okunan gazetelerinden birisi süper-çimicinin sabah kahvaltısında ne yediğini haber yapar? Bu kadar mı çok seviyoruz anam biz boş konuşmayı, bu kadar, ama bu kadar mı çok ya!

Ayrıca, bu nasıl bir kıskançlıktır, nasıl bir aşağılık kompleksidir ki dört gün önce adını bile bilmediğin Maykıl Felps'ten yola çıkarak ülkede sporun bittiğine dair yazılar yazıp NTV'de programlar yaparsın ey benim güzel ama yalnız ülkem? Spor ne zaman başlamıştı ki bitti bu ülkede allaşkına? NTV -ki çok severek izlediğimiz saygın bir kanaldır- Olimpiyatlar bittikten on gün sonra da aynı haberi takip etmeyecek, aynı sorunun üstüne gitmeyeceksen niye harcarsın yurdumun onca enerjisini, zamanını? Ne gerek var?

Nasıl olsa üç gün sonra dünyanın herhangi bir başka yerinde bambaşka bir başarı yakalayacak birileri ve biz ona dönüp "Vay anasını be! Elinoğlu yapıyor! Bizde olmaz tabi abicim böyle şeyler" diyeceğiz. Ha, bunu da dedikten iki gün sonra onu da unutacağız orası kesin. Bu nasıl bir ülkedir .mına koyim! Bu nasıl bir kıskançlıktır! Bi dur, kıskandığın onca şeyin arasından birinde bari sebat et, başar di mi? Ama yok, illa yeni kıskançlıklar, yeni eksiklikler...

Ergenliğe yeni girmiş genç kız ruhayilty'sinden[1] bi çık artık Türkiye! Bi yeter! Bi dur! Sıtkım sıyrıldı yemin ediyorum, illallah dedim yeter lan!



[1] (ruh hali'nin adını hatırlamadığım bir manken tarafından dönüştürülmüş hali, o gün bugündür kullanırım ayıla bayıla)

Sevgili Sevgilim Sigara

Seninle dokuz gün süren ayrılığımızın sebebi benim artık seni istemediğime olan inancım. Yeter artık bu bağımlık demem. Ben ve ekip arkadaşlarım hep birlikte seni bıraktığımızda, ötmeyen ciğerlere, kokmayan parmaklara, koku alan bir burna sahip olacağımıza inanarak çok sevindik. Fakat dokuz günün sonunda anladık ki sen aynı zamanda insanın konsantrasyonunu da sağlayan bir bokmuşsun. Bunca yıllık meslek hayatımda (dikkat! Gökhan ilk defa yazmaktan mesleği olarak bahsediyor!) bir çok kereler gavurun "Writer's Block" dediği şeyle karşılaştım. O yüzden bu dokuz günlük süre zarfında yaşadığımızın yazar tıkanması olmadığını bilecek kadar tecrübeliyim. Sana bu kadar göbekten bağlı olmanın acısını içimde taşırken bir yandan da sana geri dönmemin mantıklı açıklamasını yapmaya girişecek değilim. Şöyle diyebilirim mesela, (ki diyeceklerim yanlış değil ama bulunduğum noktada yani sana yenildiğimi hissederken bu söyleyeceklerimin hiçbir anlamı yok) Kendimizi acıtmak, aşağılamak bizim yazar olarak görevlerimizin başında gelir, ancak o zaman yani egomuzu yeterince hırpaladığımızda onu yeniden coşturmak için üretime geçeriz, sigara da bunun en kestirme yollarından birisidir. İçersin, önce dilin, sonra boğazın, sonra da ciğerlerin fiziksel olarak acır, sonra da sigaraya bağımlılığından dolayı kendini küçümser, bu bağımlılıktan kurtulmak için en ufak bir irade belirtisi gösteremediğin için kendine kızarsın bunun verdiği gazla da yaratırsın da yaratırsın. Evet bu dediğim gibi doğru ama benim yeniden sigara içmeye başladığım, üstüne üstlük 15 günden sonra ilk defa blog yazmaya döndüğüm gerçeğini değiştirmiyor. Maalesef içiyorum, maalesef yazıyorum. Gerçekten üzgünüm ama şu an için yapacak bir şeyim yok. Eğer yaptığımız her toplantı sonuçsuz kalıyor, millet sigara içmemenin fiziksel rahatlığını yaşarken bir bok çıkaramamanın ruhsal gerilimini yaşıyorsa yerim öyle sigarasız hayatı. Şu an itibariyle sigara içmemeyi bırakmış durumdayım.

Yaz, denizde değilim, serinleyemiyorum, her gün aynı ofise gidip üç tane herifin suratına bakarak kendimden ve onlardan nefret ediyorum, bir de üstüne sigara içmiyorum. Yok abicim o kadar da değil!

İçiyorum evet, allah kahretsin içiyorum