Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Körolasın Kurban Baryamı!

Ah o Camp Nou'da ben de olaydım,
Barça, Barça, Barçaaaaa diye böğüraydım!
Geçen sene bu vakıtlar gitmiş olduğum El Clasico'ya gitme serüvenimi kendim için bir El Clasico'ya çevirme çabalarım, muhtelemen bu habarı verdiğim bir takım kem gözlerin nazarı yüzünden sekteye uğratılmıştır! (Cümle devrikmiş düşükmüş umrumda değil! Gidiyordum ulan! Barnağımın ucundaydı) Şişler girer inşallah o gözlere
Hayatımda ilk defa Kurban Bayramında bir kuzu kadar mahzun, bir boğa kadar kızgınım. Öncelikle Barcelona'da ikamet eden Katalanlara en derin küskünlüklerimi bildirmek istiyorum. Tamam takımınızı seviyorsunuz ama insan 100 bin kişilik stadyum yapar da kombinesini komple satar mı be kardeşim! Fenerbahçe değilsiniz ki siz! Altı üstü bir Barcelonasınız! Kasımpaşa gibi köklü kulüplerle ve Yılmaz Vural gibi kurt hocalarla uğraşmayorsunuz ki! Altı üstü Real Madrid maçı lan! Gidin Kurbanınızı kutlayın evinizde ibneler! Gitmeyin maça!
Sinanım sağolsun bir gününü bilgisayar başında geçirip bar…

Aliterasyon An De

Fare dilimledim bizim kediye


İnce, kabukları alınmış, sote.

Duvardaki saati dakikalara dilimledim

Dakikayı saniyelere

Saniyeyi saliselere

Nano saniyelere kadar bitmedi işim

Duramadım kedileri dilimledim

Başlamışken dilimi de dilimledim.

Dilim dilim dilimledim

Hiçbiri direnmedi, ben de direnmedim.

Ne fare, ne zaman, ne kedi, ne de dilim.

Zevcemden İnciler

Bu da Müge Vorçistır'dan geldi.

"Geçen gün dergi bakıyoruz, zevcen 'Ay bir ayakkabıya da bir milyardan fazla para vermem yani!' dedi"

Aslında anormal değil tabi, zevcemdir, der :)

Şarl Dö Gol’e Giden Taksinin İçinde

Şen olasın Paris morgu sana geliyorum!


İki kişilik yer açın, Ho amca’yla geliyoruz.

Ho amca Sucumahir bir edayla atıyor makasleri

Yüreğim ağzıma geliyor, ayağım olmayan frende

Ho amcanın yaşında böyle araba sürmek isterim. Bir de böyle sevişmek

Taksinin dışında dünya hızla akıyor, içerde piyano süitleri



Fıkra gibiyizdir Ho amcayla

Bir Çinli, bir Türk, bir Alman arabasında, Fransa’da

Ho Amca yavaş, o viraja yüzle girilmez

Ya da siktir et Ho Amcam, ölelim gitsin

Ben de senin kadar bıktım bu hayattan

Öpüştürelim Fransız betonunu Alaman çeliğiyle

Koy götüne ben de geliyorum, uzatma ayağını frene



Dışarda yağmur, ben dönüyorum memleketime

Sen burda kalıyorsun Paris’teki Çin’inde

Ben dönüyorum, memleket benim değil

Sen kalıyorsun, memleket senin değil

Bu işten benim bir kazancım yok

Sen hiç olmazsa elli Yuro’mu aldın

Hadi gene iyisin.

Sat Zülfüm Sat

Vodafon reklamında alttan alttan "Ey özgürlük!" çalıyor farkında mısınız? Çocukken dilimden düşmeyen şarkı, bana "güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göreceğiz" mısralarını hatırlatan, plak koleksiyonu yapmaya başlamama sebep olan ilk plağım Ada'nın defalarca dinlemekten bıkmadığım usanmadığım şarkısı. Zülfü Livaneli'nin değiştiğini biliyoruz. Evet daha önce de biliyorduk. Bu ülkede değişmeden kim kaldı ki o kalsın. Cem Karaca öldüğü gün Salih'i aramıştım. "Başımız sağolsun abi, Cem Karaca ölmüş" dedim. Salih'in cevabını hala hatırlarım. "Cem Karaca haziran 1987'de Türkiye'ye döndüğü gün benim için ölmüştü abicim" dedi. Timur Selçuk aksi bir ihtiyar ve azılı bir Kemalist oldu. Fikret Kızılok da aynı yolda ilerliyordu, ömrü vefa etmedi. Baba'lardan Rahmi Saltuk ve Sadık Kızılağaç sanırım vazgeçmediler, haberlerini öldükleri gün alırız büyük ihtimal.

Ama Zülfü... Zülfü'nün yeri ayrıydı be abi! Sabah gaze…

bizüttürüzt

68'de dünya daha mı globaldi? Ho Şi Min Türkiye'de bilinen bir isimmiş o zamanlar. Vietnam için gösteriler düzenlenirmiş, Türkiye'de ve dünyada. Bugün hepimiz Vietnam'da Kamboçya'da yapılan ayakkabılar giyiyoruz. Bu ayakkabıyı yapmak için bir takım çocukların saatler boyunca eşek gibi çalıştığını da biliyoruz. Ama kılımız kıpırdamıyor. Başardılar mı yani? Bu kadar mıydı?

Bugün bir iki tıklamayla Ho Şi Min'deki (Başkent olanından bahsediyorum bu sefer) Thong Nhat Stadyumunu evimden görebiliyorum. Onu bırak stadyumun bir koltuğunda sanal olarak oturabileceğim günler çok yakın. Ne skime yarıyor peki? Çok yakınlaştık evet. Vietnamlı bir biraderle karşılıklı muhabbet edebiliriz. Ama ne konuşacağız? Ben bugün sevişmedim, yürüyüşe katılmadım sonra, yorgunum evet ama bahara çok var. "Silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz" diyecek bir direniş hikayem yok. O Amerikan bombardımanı altında uyanmıyor ve yerin yedi kat altında yaşamak zorunda kalmıyor babası gibi. …