14 Ocak 2015 Çarşamba

Uzun Zaman Sonra

Gene biz bize oturuyorduk, sen ben bizim oğlan.
Bizi kimse anlamıyordu, dostumuz yoktu bizden başka
Bir elim sıcak bir elim soğuk
Böyle saçmalık olur mu?
Bizim oğlan işte
Çok iyi anlıyordu bunu.
Farsilere özeniyordum ben olmayan bir Farsça konuşuyordum
Şevket Arapları severdi. Ama atlarını. Hele ki kum zeminde.
Türker’in ikimizle de işi olmazdı. Onun genelde işi vardı.
Mesaili.
Gene de otururdu bizimle, ben o bizim oğlan.
Çay içiyorduk, kimse çayı bizim gibi demleyemiyordu.
Kaçak çay içiyorduk, bir de kapalı alanda sigara
Kaçak kaçak
Kaç ak güvercin uçurmuştu Şevket. Hiçbiri de geri dönmemişti
Şevket’in bu hayvan sevgisine bir türlü anlam veremiyorduk.
Ben veremiyordum. Türker genelde vermiyordu.
Türker hesap da vermezdi zaten. Biz öderdik hep.
Evde de vermezdi karısına. Karısı bunu doğal karşılardı üstelik.
Gene biz bize oturuyorduk sen ben bizim oğlan.
Uzakta da başkaları oturuyordu. O, o, onun oğlan.
O sırada vapur gelmesin mi… Bir kız inmesin mi içinden…
Bir yerden tanıyordum, bir yerden ısırıyordu gözüm sanki.  
Çıkarıcam…
Ama yok.

Çıkaramadım. 

Hiç yorum yok: