15 Nisan 2011 Cuma

Robinson Crusoe'nun Günlüğü-3

Sevgili ülkem, pardon günlük

Ülkemden ayrı geçen günler kendimi kaybetmeme sebep oldu artık. Sabah kalkıyorum, yastık niyetine kullandığım ağaç kütüğüne "Günaydın sevgili ülkem, nasıl iyi uyudun mu dün gece?" diyorum. Çişimi yapmak için denize giriyorum, balıklar toplaşıyor, "Günaydın sevgili ülkelerim, ne yediniz bakalım kahvaltıda" diyorum. Bu artık özlemenin ötesine geçti, kara sevda oldu artık bu... 

Kahvaltı demişken hindistan cevizi sütünden tulum peyniri çalışmaları iyi gitmiyor. Ne yaparsam yapayım o kahrolası hindistan cevizi tadını ayıramıyorum sütten. Paskal adanın derinliklerinde keçiler gördüğünü söyledi. Ama çok inanamıyorsun ki bu herife. Geçen gün de adanın derinliklerinde iki kutup ayısını çiftleşirken gördüğünü iddia ediyordu. Ondan önce de "Adanın derinliklerinde sığınak gibi bir herif var, İskoç aksanıyla konuşuyor. Üç saatte bir bir kod giriyor makinaya." diyordu. Şimdi ben nasıl inanayım ki buna. Her ne kadar ülkemi çok sevse de -benim kadar değil sevgili günlük, mümkün değil benim kadar sevmesi- ne de olsa elin oğlu. Hayır Derya gelse, dese keçi var, dalacam ormanın derinliklerine kapıp getirecem ama o dingil de yunus balığı gibi suyun içinden çıkmıyor! Arkadaş ne su severmişsin ben anlamadım ki! Madem bu kadar seviyorsun bu suyu git yüzücü ol di mi!

Hiç yorum yok: