11 Nisan 2011 Pazartesi

Robinson Crusoe'nun Günlüğü


Sevgili günlük,

Ülkemden ayrı geçirdiğim bu ilk günün yalnızlığını seninle paylaşmak istedim. Çok acı günlük. Çok acıııııı! Havaalanında pasaport kontrolünden geçerken arkamdan el sallıyordu. Bir kova su döktü arkamdan, gözyaşları kovaya damladı, gördüm. “Ağlama” dedim. “Ağlam ülkem! Bu ayrılık bir son değil. Geri döneceğim, birlikte el ele kırlara koşacağız seninle! Dönmezsem! Dönmezsem eğer! Bir gün sana dönmeden ölürsem! Gözlerim açık gider canım ülkem!” dedim. Akşam Paskal’a anlattım ülkeme olan özlemimi. Paskal’ın da gözleri doldu inanır mısın? “Hadi senin bir ülken var, ben ne yapayım? Epinay-sur-Seine diye bir yerde doğmuşum, daha adını doğru dürüst telafuz edemiyorum. Ben ne yapayım!” diyerek iyice sarstı beni. Bir ara gene eli şortun içine sokacak diye korkmadım değil. Ama ağlayarak uzaklaşırken “Rakı yok mu ulan bu adada!” diye bağırışını görünce rahatladım. Paskal bizden, Paskal can, Paskal yiğit, Paskal ya

Hiç yorum yok: