12 Kasım 2011 Cumartesi

bundan sonra bir süre böyle

bir süre seni günlük gibi kullanacağım ey okur. özel günlerden geçtiğimi düşünüyorum son zamanlarda çünkü. bu blog bir süre içe içe yazılacak sanırım. şimdiden uyarıyorum sıkılabilirsin. noktalama işaretlerini ya da büyük harf ayrımlarını atlayabilirim. bir daldan öbürüne atlayabilirim. bilinç akışı ya da bilin çakışı çok fena bugünlerde. sürekli temiz saçmalıyorum. en son attığım twit polonyadan ithal edilen polonyalı mendiller üzerineydi gerisini sen düşün. madem ki yazmak kendini bir çeşit ifşa etme mekanizması, madem ki ben bugünlerde içimdeki trafiği anlamakta zorlanıyorum, o zaman gönder gelsin, ver gelsin.

aklımdan sürekli açılış cümleleri geçiyor.

"Soyunmaya küpelerinden başlamıştı. Yatağın kenarına kıçımın kenarını kondurmuş, rahatsız, gergin ve tedirgin bir halde onu izliyordum. çok garip bir meslek bu. çapa yapan köylü kadının alışkın hareketleri sinmiş soyunmasına. o farkında değil ama ben farkındayım. onun farkında olmaması normal. çünkü onun işinin bir kısmı da soyunmak. benim farkında olmam da normal çünkü hiç tanımadığım bir kadın karşımda soyunuyor.

bazen film kopsun istersin ya... ama kendisi kopsun. sen bir şey yapmadan kopsun. ama kopmaz itoğlu it. kopmadı. ben kopardım. daha doğrusu kopardığıma inanıyorum. yok lan kopardım gerçekten. yoksa mesai saatleri içinde para karşılığı seks yapmaya kalkmazdım. evet eminim. ben kopardım o filmi. bu ilk aşama. buradan çıkınca devamını getiricem. eve gidip karıma bir orospuyla yattığımı ve çok da hoşuma gittiğini anlatıcam. o da beni terk edecek.

şimdi burda iki soru var. an itibariyle zevk alıp almayacağımdan o kadar da emin değilim. sütyeni krem rengi ve ucuz saten çakması. teyze sütyeni. gittikçe küçülüyorum yatağın kenarında. zevk almasam bile yattım derim. yatamasam bile yattım derim anasını satayım. önemli olan düşünce. bu ülkede hala düşüncelerini söyledikleri, yazdıkları için cezalandırılan insanlar yok mu? var. ben de cezalandırılmak istiyorum işte. kes cezamı sevgili karım. terk et beni. malda mülkte de gözüm yok. sadece arabayı bırak o bana yeter...

ya arabayı da bırakmazsa..."

açılış cümlesinden fazlasıymış lan!... 

2 yorum:

Can dedi ki...

sıkılmanın aksine değişik bi mutluluk hissine kapıldım ben, okur.

benimde geceleri kafamda şu konuşma geçiyo sürekli,
"
-kazanın olduğu gün hayata gelmişim.
-hangi kaza?
-bilmem. her gün bir kaza olmuyor mu?
"

bu kadar :)

Gökhan dedi ki...

güzelmiş Can can. Ben sana hep diyorum yaz diye. Otur yaz şunları. Aklında durmaz kağıtta durur.