Gittiğim her ülkede kumarhanelere uğrarım. Kumar tutkum olduğu için mi? Asla! Ama şehirlerin iç yüzünü çarşıları kadar kumarhanelerinin de gösterdiğine inanıyorum. Aklıma takılan soru ise şudur. Neden Türkler ve Araplar bir kumarhanenin olmazsa olmazıdır? İçinde bir Türk'e ya da Arap'a rastlamadığım kumarhane olmadı benim bugüne kadar. Kendi ülkelerinde yasak da ondan gibi bir cevapla gelmeyiniz çünkü bu Araplar ya da Türkler kumarhanenin olduğu ülkelerde ikamet ediyor genelde. Yani elin Fransızı Paris'te nerde Blackjack oynanacağını bilmezken elin Arap'ı neden o mekanı kendine mesken tutuyor mesela? Benim aklıma takılıyor kardeşim böyle şeyler!
Virgillius'un şu yazısını okuduktan sonra bir cevaba girişip yorum kısmına koyacak oldum. Fekat yorumun limitlerinin almayacağı bir yazıya dönüştüğü için yazacaklarım, buraya almaya uygun görmüş bulunmaktayım efenim. Üstat hazır sen yokken meydanı boş bulup atıp tutayım biraz. “Makinalaşmak İstiyorum” şiiri Nazım Hikmet'in şiirinin gelişme döneminde denediği Fütürist akım dahilindeki bir iki şiirinden birisidir. Fütürist akım İtalya'da Marinetti tarafından başlatılmış daha sonra özellikle Rusya'da faşizme olan açık desteği paranteze alınarak geçmişe dair herşeyi reddeden cesur tavrı öne çıkarılarak Mayakovski ve Hlebnikov tarafından uygulanmıştır. Mayakovski'nin şiirinin bu kadar sert, açık ve kavgacı olmasının sebebi şairin manyak bakan gözleriyle birlikte bu akımdır. Nazım Hikmet'in KUTV'da eğitim görürken okuduğu ve çarpıldığı bu şiir biçimine öykünerek yazdığı bir şiirdir “Makinalaşmak İstiyorum” Biçimsel olarak oldukça özel bir yer tutar Türk şii...
Yorumlar
Bu arada ben de değişik ülkelere gidip, her gittiğim yerde gecede ikiden az olmamak şartıyla striptiz barlara gitmek istiyorum. Ama barın sosyolojisine girmek istemiyorum.
Sen de şahitsin, Kerem için söylemediği laf kalmadı ama söz konusu maç olunca, 'Aaaa, gitsene çocukla maçlara, niye böyle yapıyorsun? falan der. Bir yüz bulsa beni sırasıyla futbola, ganyana, kumara alıştıracak aklınca. Allahtan karakterli bir kadınım da laflarına kulak asmıyorum.
Türkler ve Araplar, özde hayatla kumar oynarlar hep! eğer oynamasalardı sen orada olmazdın .))
hacı hacıyı mekkede hoca hocayı tekkede bulurmuş misali .))
ancak iyi bir tesbit.
Fakat dikkat ediyorsan Borsalino'ya sataşıyorum; kağıt oynayan gördüm mü, "Sen bilirsin, söyle bakalım ne oynuyorlar?" diyorum. Pazar da arayıp "Son ayakta takıldım, Albatur'u mu Rising Sun'ı mı yazayım?" diycem.