14 Nisan 2009 Salı

Salih Nazım ki

Salih Nazım ki,
Çok kabuklu bir deniz böceğidir
Başkasına kıyamaz
İçinden yer kendini
Ve fosforlu notalar püskürtür dolunay zamanı

İçinde taşıdığı derviş
Yunus Emre’den beri aynı odunu kırmakta
Türlü name oyunlarıyla avutur onu Salih
Yeter ki fark etmesin geldiğini kıvama

Elinde daldan değnek,
Cebinde bir dal çokoprens
Ve eser miktarda buzlu su
Dağlarda arar kendini
Bozulur kusursuz döngüsü

Hakim Nazım Bey der gündüzleri,
Avukattır adliye sarayında
Kılık değiştirir,
Salih olur geceleri,
Bağlamacı Sayanora Pavyonda
Bittabi iyi bir koca
Aynı zamanda oğul, torun, abi
Ve çok ortaklı şirket sahibi

İki omzunda yüzelli okka
Yürür
Ayakları ve aklı bir karış havada

İspirtocu Saim olurdu kendini bir bıraksa
Maceralı bir hayat yaşardı,
Korsan bile olurdu Cavs’tan korkmasa
Yirmi yedi yaşında keserdi bileklerini
Krallar o yaşta ölür ne de olsa

Babası Nazım’ın çapkın ayak izleri
Hala durur Karşıyaka sokaklarında
O izlerin peşinde Salih,
Yarım ömrü heder etti
Bir kere bile farketmedi
Kendi bıraktığı izleri

Salih Nazım ki
Son mohikan, son rind, son kalender
Aklı Nazım diye çağırır
Yüreği Salih der.

1 yorum:

Borsalino dedi ki...

Derin bir insansınız vesselam...