6 Haziran 2011 Pazartesi

Pis Dalan


Ya valde çaktı
Ya da peder
Bize yalnızlığın ilk mührünü
Mahalle maçında topu ıskalamaktı
İkinci sıçışımız
Darbeden sonra büyüdük
Hiç günahımız yokken
Öpemediğimiz kızları hep başkaları öptü
İşin kötüsü
Öptüğümüz kızlardan yedik
Son tekmeyi

İnsan yalnızlığa alışmamalı
Götünde yer ediyor adamın
Akraba kabilinden, sürekli ev arkadaşı
Evlensen de orda
Boşansan da
Boşalsan da

Üstelik kira da ödemez itoğlu it
Üstelik bütün rakıyı o içer
Üstelik senin gözyaşını o döker
Üstelik en şerefsiz şarkıyı o bulur getirir.
Hiç gerek yokken üstelik
Yapılacak onca iş
Yazılacak onca yazı varken
Hem Mudi Bluz’dan bulur getirir
Hem dalar derinlerine adamın ordan getirir.
İyi dalar bir de pis!
Dipte, balçıkta ne kadar paslı çivi varsa çıkarır
Hiç kimse yokken etrafta
Ellerinin ayasına çakı çakıverir

Bir çözümü yok mu bokun
Uyuyor mu
İsviçreli bilim adamları
Ve Norveçli balıkçılar?

Sen
İsviçreli bilim adamları
Ve Norveçli balıkçılar
Yalnız değil mi sanıyorsun?


14 yorum:

Burcu SıdkıSıyrıq dedi ki...

yalnızlık denen bu meret, bu kepaze, bu zuhalolcay öyle bişey ki, gün içinde güneş tam tepedeyken bile (12.00 alalım yerel saati) gölgesiz bırakmaz insanı.

al bunu da sen kaşındın:
http://www.youtube.com/watch?v=AJOmncYACwg

Gökhan dedi ki...

aldık kabul ettik. güzel gitti gece gece :)

ena dedi ki...

Belki de içimizde ruh diye taşıdığımız, yalnızlığımızdır...

Gökhan dedi ki...

enteresan yaklaşım ena

ena dedi ki...

Ne bileyim, ne yapsak kurtulamadığımıza göre ya zamanın kendisi ya da ruhumuzun. Ağ gibi sarıp sarmalamış...

Gökhan dedi ki...

Haydaaa, zamanın kendisiyle daha da iyi geldin ena, devam devam :)

ena dedi ki...

Ordan artık yalnızlık manifestosuna gider bu:) Marx'nan Engels gibi oluruz valla:)) Aslında Engels'in hep Marx'la anılması da feci bir yalnızlık biçimi bu arada...

Gökhan dedi ki...

ena? annem sen ne güzel açmışsın kafayı bugünlerde :) ne içiyosan ben de istiyorum ondan. peki engels'in marx'ın ölümünden sonra on küsur sene daha yaşaması? sıkıntıya bak!

ena dedi ki...

Değneğini kaybetmiş bir peri gibi dolanmıştır herhalde.:)
Sadece yoğunluk:) Hani dar arazide gürül gürül akar ya su, yoğunken öyle oluyor herhalde.:)

Gökhan dedi ki...

ne güzel, benim başıma 30'ların başında bir kere çok ağırı gelmişti onun. ah kafama sıçayım, o zaman not etseydim aklımdan geçenleri vali olurdum be! iyidir dar arazi, çağlayan yapar :)

ena dedi ki...

Dar arazi iyidir de dümdüz olmamak kaydıyla. Hani az biraz girişken bir arazi olmayınca not alınca da bir şey olmuyor:)) Bilgisayarda dosya fazlalığı:)

Şu an çok acıklı bir tablo belirdi gözümün önünde:) O kadar da değil yav. Ağırına gerek yok bir de illa ki, küçük çağlayanlar da turist çeker bir de damlaya damlaya göl olurla bağlayayım:))

Gökhan dedi ki...

dar arazide kısa paslaşmalar, ya da bir dokun bin ah işit :) girişken olunsun o zaman diyorum, zaten çeviren bir insan için yazmaktan daha kolay ne olabiler? :)

ena dedi ki...

Hakkaten ne kadar doluymuşum meğer:) Bir de "Yazarak para kazanamadığım için çevirerek kazanıyorum" da diyeyim de içimde kalmasın:))

Gökhan dedi ki...

biz yazarak para kazanıyoz da n'oluyo? gerçekten istediklerini yazamadıktan sonra yazıyor olmak da bir halta yaramıyor ki anasını satayım!