9 Aralık 2007 Pazar

DAĞILIN ULAN!

Süpper sinirliyim bugünlerde. Tahmin edileceği üzere süpper gerginim de. Sabahın bir köründe ayaktayım gene. Bir bölüm daha bitti. Elim ayağım tutmayana kadar yazmak istiyorum ama bunları değil. Kendime ihanet ediyorum, bu duyguyu bilir misiniz? Ayrıcana siz kimsiniz! Boşluğa yazıyorum hissi tamam da bir yere kadar. Gösterin ulan kendinizi! ( Bu haşlama size değil polente ve POV... sizi ayrı tutarım) Ağlayıp sızlamak istiyorum galiba, ayaklarım tutmayana kadar içmek istiyorum. Kavga edesim var. Dayak yiyesim var... hiç de uzak hisler değil bunlar... dört yıl kadar önce geçmiştim ben bu bulvardan. Sabahın yedisi ve daha yatmadım. Şimdi yatsam uyandığımda öğlenin ikisi, şimdi yatsam bir günü daha kaçıracağım. Uykuya o kadar dayanabilseydim şehirlerarası otobüs şoförü olurdum zaten. Gerçi onların da ne kadar dayandığı malum ya da Malmö... Senaryo yazmanın en boktan yanı bu, kafan sürekli kelimeler çağırır yazarken, doğru kelimeyi bulabilmek için hallaç pamuğu gibi atarsın hafızanı, yazmayı bitirirsin ama çağrışım öyle hemen durmaz. Kelimeler uçuşup durur kafanda, bazen en güzel "berbat espriler" bu sırada çıkar. Zevcem çok iyi bilir. Onca sayfayı doldurduktan sonra bile hala sızmamakta inat edip klavyemi tıkırdatıyorsam gerçekten sorunlu zamanlarımdan birindeyim demektir. Şimdi anlatırdım ama o zaman tanırsınız beni. Korkarım gizemimi kaybetmekten. Aman ha!

elim ayağım tutmuyor artık... şimdilik bu kadar...

Hiç yorum yok: