19 Ocak 2008 Cumartesi

Akıyorum Öööyle

Mad Men'i arada bir seyrediyorum. Sıkı iş. 60'ların müreffeh Amerikası ve reklam dünyasıyla ilgili. "Aşk bizim naylon kadın çorabı satmak için uydurduğumuz bir kavramdır" gibi bir laf ederek beni nakavt etmiştir esas adamımız. Sadece bu cümlenin üzerine bir saat konuşulabilir mesela. Altı dolu. Cümlenin altı doluysa, fokurduyorsa, kendisi de iyi oluyor. Slogan oluyor. 68'in en akılda kalan sloganı. "Gerçekçi ol, imkansızı iste!" Altı dolu, bir dönemi bir cümleyle özetleyiveriyor.

Biz ise hayata sıkı bir başlık atmanın bütün başağrılarımızı gidereceğini düşünüyoruz. İyi cümleler bulmanın yeterliliğine inanıyoruz, içini doldurmana gerek yok, bir tek şey söyle şarkı sözü olsun, dillerde dolaşsın, bir cümle et dillere destan olsun. Vergi dairelerinin, hipodromların, hastanelerin girişine yazılacağını bilmeden cümleler etmişti. O sadece konuşmuştu, biz onun ağzından çıkan herşeyi not ettik. Bir gün bir kafe açarsam ben de Mustafa Kemal'den bir cümle asacağım tepeye.

"Benimki şekersiz olsun"

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Kuran'ın aktarılışı dil yoluyla oldu yazıyla değil. Peygamberin dilinden aktarıldı sureler. Bu yüzden ağzından çıkanı kulağın duysun denir bizde. Dil önemlidir. Söylenen söze değer verilir, söz akılda tutulur. Ama sözün bu kendiliğinden oluşmuş değerine güvenip afilli ama içi boş sözler etmek değildir önemli olan. Cümlenin içini doldurmaktır. Daha da doğrusu şudur. Söz bir yerden gelir, cümlenin damlayan musluğun altına konan tas gibi yavaş yavaş dolar, bir gün ağzına kadar dolduğunda son damla dışarı akar. Birisi çıkar ve bir dönemi, bir durumu, bir hayatı tek cümleye sığdırıverir. Gerisi sadece gevezeliktir.

O halde hep birlikte Jacques Brel'den dinleyelim: Ne me quitte pas. Bu şarkı, bu sefer, bütün kıçına tekmeyi yemişler için gelmesin, bir cümleyle neler anlatılabileceğini düşünenlere gelsin

1 yorum:

an(ı)lık dedi ki...

sadece söylemek için söylemek..
söyl(eme)üyorlar ama...