Kışın kafelerde, metrolarda filan bir kere bile kitap okuduğunu görmediğim yurdum burcuva kızı neden güneşlenirken kitabına gömülür? Ben biliyom nedenini de, ayıp değil mi güneşin altında kavrulan o zavallı kitabın yapraklarına be güzel ablam ama ya!
Virgillius'un şu yazısını okuduktan sonra bir cevaba girişip yorum kısmına koyacak oldum. Fekat yorumun limitlerinin almayacağı bir yazıya dönüştüğü için yazacaklarım, buraya almaya uygun görmüş bulunmaktayım efenim. Üstat hazır sen yokken meydanı boş bulup atıp tutayım biraz. “Makinalaşmak İstiyorum” şiiri Nazım Hikmet'in şiirinin gelişme döneminde denediği Fütürist akım dahilindeki bir iki şiirinden birisidir. Fütürist akım İtalya'da Marinetti tarafından başlatılmış daha sonra özellikle Rusya'da faşizme olan açık desteği paranteze alınarak geçmişe dair herşeyi reddeden cesur tavrı öne çıkarılarak Mayakovski ve Hlebnikov tarafından uygulanmıştır. Mayakovski'nin şiirinin bu kadar sert, açık ve kavgacı olmasının sebebi şairin manyak bakan gözleriyle birlikte bu akımdır. Nazım Hikmet'in KUTV'da eğitim görürken okuduğu ve çarpıldığı bu şiir biçimine öykünerek yazdığı bir şiirdir “Makinalaşmak İstiyorum” Biçimsel olarak oldukça özel bir yer tutar Türk şii...
Yorumlar
cafede kitap okuyamam çünkü insanlar, ses ve müzik tikkatimi dağıtır..
metroda otobüste veya hareket halinde olan hiçbir şeyde okuyamam çünkü midem bulanır..
güneşin altında kafamda şapka gözümde güneş tepemde şemsiye 35 ssat kitap okuyabilirim...
kitabın yaprakları da zarar görmesn diye saat 10 ila 16 arasında güneşte kalmam....mümkünse akşam güneşinde yanarım...pardon okurum :P
amam burcuva kızı değil memur çocuğuyum :P
ne yani sorunun muhattabı ben değil miydim şimdi..:P
Ayrıca bu ben burcuva diil, memur çocuğuyum lafını o kadar çok duydum ki, demek ki insanlar böyle rahatlatıyorlar kendilerini. Burcuvasın işte burcuvaaa burcuvaaaa!
ben okuyacağım kitapları tatil kitabı, ev kitabı, yol kitabı diye sınıflandıran bir insanım mesela.
tatilde grange ya da adam fawer kitapları ya da mesela şibumi gibi kitaplar güzel gider.
yolda kısa öykücükler, anı kitapları, gidilen mesafelere göre.
yatmadan önce okunan ya da ev kitapları apayrıdır mesela.
kafede kitap okuyabilen bir insan değilim.anca kadın mecmuası felan bakarım salak salak.
kadın mecmuasını da hediye verdikçe alırım ayrı.
neyse.
anladım ki, deniz kenarında kitap okuyabilen bir insan değilsin.:)
babam bana kızım okudun okudun okumadın sen bülürsün dedi...ben de tırstım okudum...adam oldum...burcuva kızı olsam babama güvenmesem bile parasına güvenir gene çalışmazdım :P
hem ayrıca ben de oturarak kitap okuyamam...uzanmam lasım...o sebeplen ev deniz kenarı gibi sere serpe yayılamayacağım yerler dışında okumam..cafede oturup gelen geçen hakkında dedikodular yapmak milleti çekiştirmek daha zevkli :P aklımda bu mahalle arkası düşünceler varken kendimi sanata veremiyorum...:P
denizkenarında bu olmuyo...valla bak bi dene :P
Ama tatilde Grange vb okunduğu konusunda Mathy ye katılıyorum.
6 saat suda kalıyorsan eğer, sen kesin, denize işeyengillerdensin o zaman.hımmm, anladım ben. :)
gökhan insan tuzlu suda 6 saat kalınca çekmiyo mu...buruşursun ayol...vakumlu torbaya konmuş battaniye gibi olursun :PP
(en son bi tane vakumladım da ordan biliyom vakumlanmış battaniye halini..)
bi de ben de mathy nin merak ettiği şeyi merak ettim...reca ederim yapmayın böle şeyler :P çiş miş...
Ayrıca altı saat suda kaldığım zamanlarda elbette işiyorum ama merak etme öyle zamanlarda zaten insanların olmadığı, balıkların olduğu yerlere gidiyorum çünkü zıpkıncıyım ben. Girmek için karpuz kabuğunun denize düşmesini beklemiyorum, en son mesela Nisan başında denizdeydim, nefisti
lafı acaip yerinden anlama ve çevirme yeteneğinize hayran hayran melül melül bakıyorum...
ve sadece bakıyorum :PP
buruşuk battaniye gibi olursun işte yalan mı ...cümleyi düz anla, deşme :P deştirtmeeeeeee...
Yakında insan varken işemiyom yaa..
Talis itiraf.com'a yazsana bunu :)
tam ben yuttuğum suyu boşaltmaya çalışırken bi tanesi ( sanırım varlığımı farkedemedi) " amaaan bu günde ne kadar işiyohk denize böle hahahaha" dedi...diğerleri de onayladı..
ben de ağzımda hömküremediğim suyla kalakaldım..
aklıma geldi yazim dedim...
Sen de yapsana bak çok zevk alacaksın..
"Take your best orgazm, multiply by..." Tamam tamam sustum :)) Bu cümle Trainspotting in başı bu arada..
denizde hiç uzun süre kalmadığım için son yıllarda bi işeme vukuatım olmadı tabii ama küçükken suda kalmanın suyunu çıkardığım için her çocuk gibi müthiş zevkli bişi olduğunu biliyor ama gene de yapanları kınım kınım kınıyorum :PP
ama tabii buruşuna kadar kalanlar için misal gökhan tabii napsınlar yapmak zorundalar :P biz de su yutmamaya çalışırıs...:P
ben azimliyim :P
ayrıca evet hiç çalışasım yok :(( cuma bugün yaaaa...
çok belli oluyo sanırsam :P
Ama Eda Taşpınar okur tabii bol bol; zira Mayıs'ta yattığı o şezlongtan Eylül sonunda anca tesisi kapatacaklar diye kaldırıyorlar kendisini. Okumasa canı sıkılır.
Kafelerde, araçlarda ise ekseriyetle okurum.
denize işemen sorun diil şekerim, bende işiyorum çünkü. hakketten pek keyifli. he he.
okumaya ilişkin bir not düşmek istiyorum, ben okuryazar bir insanım.:P
görüşmek istersen tabe!
sevgili gökhan; pano gibi kullandım ama, pardon.
Deniz kenarında Alem, Hello, Maeve Binchy, Agatha Christie filan okunursa iyi gider. Patates kızartmasıyla da bira iyi gider. Eda Taşpınar olayı zaten başka, o kameraların kendisini çektiğini bildiği için, "mecburen" okuyan kadın ayaklarında.
Agresif okuyucu..