Bu gördüğünüz bitki benden büyük. İzmir'de Arap Saçı adıyla bilinen latince adı "Lapsinea Maricatis" olmayan (Ben uydurdum) bu bitkinin maydanoz boyutunda olanları, baharın yol kenarlarından beleşe toplanır, kuzu etiyle nefis bir yemeği yapılır, anasona benzeyen bir kokusu olur yemeğin. Pek sevilir, bol yenir. Otelin arkasındaki yolda yürürken karşıma çıkıverdi, "Anam! Bu ne!" diye kaldım. Demek ki bu terpiyesiz bitki, yolunmadığı zaman bu boyutlara ulaşabiliyormuş, gene de ucundaki taze dallardan koparıp yemek yapasım gelmedi değil.
Virgillius'un şu yazısını okuduktan sonra bir cevaba girişip yorum kısmına koyacak oldum. Fekat yorumun limitlerinin almayacağı bir yazıya dönüştüğü için yazacaklarım, buraya almaya uygun görmüş bulunmaktayım efenim. Üstat hazır sen yokken meydanı boş bulup atıp tutayım biraz. “Makinalaşmak İstiyorum” şiiri Nazım Hikmet'in şiirinin gelişme döneminde denediği Fütürist akım dahilindeki bir iki şiirinden birisidir. Fütürist akım İtalya'da Marinetti tarafından başlatılmış daha sonra özellikle Rusya'da faşizme olan açık desteği paranteze alınarak geçmişe dair herşeyi reddeden cesur tavrı öne çıkarılarak Mayakovski ve Hlebnikov tarafından uygulanmıştır. Mayakovski'nin şiirinin bu kadar sert, açık ve kavgacı olmasının sebebi şairin manyak bakan gözleriyle birlikte bu akımdır. Nazım Hikmet'in KUTV'da eğitim görürken okuduğu ve çarpıldığı bu şiir biçimine öykünerek yazdığı bir şiirdir “Makinalaşmak İstiyorum” Biçimsel olarak oldukça özel bir yer tutar Türk şii...
Yorumlar
bkz: vikipedi :)
bizim orda görüldüğü yerde yolunduğu için bu boylara ulaşmasına izin verilmiyor demek ki :)