2 Haziran 2009 Salı

Atlantic City Sokaklarında-1

Şu anda dışarıda i-na-nıl-maz bir yağmur yağıyor. Dev bir vantilatörün önüne dev bir kova su döküldüğünü düşünün. Tam karşımdaki binaya duş yaptırıyor yağmur. Keşke bunun fotoğrafını çekip buraya koyabilseydim ama o yetenekte bir makine yok yanımda. Kısaca şöyle anlatayım. Ben hayatımda böyle bir yağmur biçimi görmedim.

Bu arada niye buraya geldik onu da anlatmadan geçemeyeceğim. Zevcemin ısrarına dayanamayıp Porto Rico'ya dört günlük bir rezervasyon yaptırmıştım gelmeden önce. New York'a gelince weather.com'dan düzenli olarak Porto Rico'daki hava durumunu takip ettik. Hava 30 derece ama sürekli yağmur ve yıldırım fırtınaları gösteriyordu hava. Ve sonra ne oldu? Zevcemin dillere destan inadı yüzünden Porto Rico'ya gitmedik ve daha yakın ve otobüsle gelinebilitesi olan Atlantic City'ye geldik. (Otel ondan olmak şartıyla). Porto Rico'ya gitmeme sebebimiz kendisinin güneşlenilecek bir yere gelme isteğiydi.

Bugün bir saat kadar plajdaydı. Ben ilk yarım saatte "siterim böyle aşkın ızdırabını!" diyerek odaya döndüm çünkü güneş, güneşlenme, plaj filan hiç sevdiğim aktiviteler değildir, bir de üstelik pis yanarım. Ben denize girerim, balık vururum benim olayım budur. Bizim otelin önünden denize girilemiyor çünkü kontrol dışındaki bir bölgeymiş, ki zaten girmeye kalkanı da deniz sitiyor, çünkü okyanus suyunun şu andaki sıcaklığı en fazla 10-11 derece, (ayak başparmaklarımda termometre var ordan biliyorum). Ayrıca bulanık, dalgalı dandik bir deniz söz konusu. İsyan edip odaya döndüm, fosur fosur sigara içebilmenin keyfine varmak için.

İkinci yarım saatin sonunda da kendisi döndüler. Çünkü plajda çok sinek var ve ısırıyorlar. Bir de üstüne yağmur patladı mı? Bardaktan boşanırcasına deyimi bu yağanın yanında hafif kalır, öyle diyim ben size, bir de sürekli şimşekler şimşmekte. Çok afedersiniz ama bunu demek zorundayım. Bu da sana girer zevceciğim! Yağmurlu diye Porto Rico'ya gitmez misin al sana TUFAN!

Hiç yorum yok: