3 Haziran 2009 Çarşamba

Atlantic City Sokaklarında-2

Anan öle Teksas Hold'em! Evin yıkıla Teksas Hold'em! Yıkılasın Casino!

Dün gece ilk defa gerçek bir masaya oturmayı başardım. Ben bu oyunu çok seviyorum. Dünyanın en zevkli kumar oyunu Teksas Hold'em. Sadece o masada oturup oynayanları seyretmek bile ayrı bir zevk. Oynamak zaten öyle. Eğer iyi bir elin varsa çok ciddi bir adrenalin yüklemesi yapıyor insana. Fakat durmasını bilmek gerekiyor. Ki ben onu bilmiyorum.

Dün gece 500 dolar vardı önümde. Kalkasana ulan eşşoleşşek! Eyvallah beyler, sizi yolmak güzeldi diyip kalksana! Geçen senelerde, sezon içinde çalışmaktan yıldığım dönemlerde o kadar çok oynadım ki bu oyunu artık kimin nasıl oynadığını az çok sezebiliyorum. Ama bunu pratiğe çevirmek kolay değil. Oyunu okuyabilmekle okuduğun şeyi oynayabilmek arasındaki fark da zaten beynin o sırada adrenaline verdiği tepkide karşılık buluyor. Benim beynim o adrenaline gerçek bir pokercinin verdiği tepkiyi vermiyor. "Yürü oğlum kim tutar seni!" diye tepki verir mi beyin!

Vermese iyi bir oyuncu olabileceğim. Ama şimdilik değilim. Belki hiç olamam bilmiyorum. Ama bu oyunu çok seviyorum. I love this game ulan!

Hiç yorum yok: