9 Haziran 2009 Salı

Atlantic City Sokaklarında-3

Otelden çıktık, otobüs bekliyoruz. O sırada yanaşmış olan otobüsten iri yarı bir amca inmiş, yanımızda. "Bir daha buraya gelirsem beni bütün A.C. düdüklesin!" diyorum zevceme. Yanımızdaki amca "Türk müsünüz?" diye soruyor. İçerden bakınca çok anlamsız bir cümle. "Türkçe konuşuyoruz ne olucaz lan başka?" ama dışarda öyle değil. Bir noktadan sonra herşey Türkçe gibi gelebiliyor adama çünkü.

İkinci bir gurbetçi. 22 yıldır burada yaşayan Konya Akşehir'den Cemalettin İriamca. Sakallar ve Konya yüzünden ağır müslüman olduğunu düşünüyorum ama değil. Çok fena yağmur yağıyor. "Florida'da tropik fırtınalar başladı artık. Bunlar da onun artıkları işte" diyor. Akşehirli Cemalettin İriamca'dan duymayı aklıma bile getirmeyeceğim bir meteoroloji yorumu

"Burası çok kurallı" diyor. "Aslında komünizmle kapitalizmin bir farkı yok" diyor. Çok doğru, çok haklı bir tespit geliyor Cemalettin Akşehirli'den. "Sokaktaki insan"dan bir gol daha. Yıllar önce Sinan'la yarım ekmeğe soğuk sandviç yerken yediğimiz türden bir gol. Sinan daha iyi hatırlar. Belki not geçer buraya. Nihilizmden bahsediyorduk sanırım, Rıhtım Caddesi'ndeki sandviççi Asker'in önünde. Bilenler bilir Asker'i. "Onu bunu bilmem abi, ben annemi kaybettim yeni. Herşey anlamsız geliyor" dedi ve gooool.

"Oraya gidince içiyorsun rakıyı, rahatlıyorsun. Dertlenince, şöyle bir 'heeeeyt' diye bağırıyorsun rahatlıyorsun. Kavga ediyorsun, rahatlıyorsun. Burada yapamıyorsun bunların hiçbirini". Doğru. "Ama oraya gidince zaten ister istemez kavga ediyorsun. Adam yaşlıya bağırıyor, sokağa tükürüyor, dayanamıyorsun giriyorsun kavgaya. O yüzden istemem kalsın oralar, ben burda iyiyim". Bu da doğru. Yanlış diye bir şey yok zaten. Seçtiğin yol var. Sen hangi yolu seçersen o yol doğru, o yol yanlış. Senin seçimin var sadece. Cemalettin Amerikalı burayı seçmemiş. Orayı seçmiş, kurallara uyarak yaşıyor olmanın rahatlığı var üstünde. Çünkü orada hemen hemen herkes kurallara uyuyor. Uymayanı çok kötü cezalandırıyorlar. İşte kapitalizmle komünizmin benzerliği burada Cemalettin Sakallı amcaya göre. On dakika içinde çok insani bir çelişkiler yumağını attı ortaya gitti.

Gitmeden önce senarist olduğumuzu öğrenip Türklüğünü de yaptı tabi. "Bana da bir rol yazsanıza hehehehe..."

Gittikten sonra beni yanına çağırdı. Otobüsün şoför koltuğunda, vitesi gösterdi. 80'lerdeki uzun vitesler vardır ya, mekanik, otobüsün vitesi onlardan. "Bak bunu da yaz" dedi, "Burası Amerika, ama vitesler hala şkrinonik (ingilizce bir kelime söyledi ama hatırlamıyorum ne olduğunu) bizde bir tane bile bulamazsın artık bunlardan."

Yaz dedi yazdım. Aya adam gönderiyorlar ama otobüslerinin vitesleri hala şkrikonik. Ya da chriconic...

3 yorum:

Adsız dedi ki...

asker olayina aciklik: sandvicciye konuyu tam nihilizmden hedonizme baglarken hasil olmustuk sanirim. abi de o ana kadar bizim ne konustugumuzu zinhar bilmeden hikayesini anlatip; "aslinda su hayati keyif almak icin yasayacaksin otesi de yok" diye bizim icin sorunui sipsak cozuverdiydi sanirim.

hani bu baglamayi yapan cok var elbet de (sonradan ogrendim tabii), konuyu baglarken bir yandan da soguk sandvic yapan yok.

not1:
simdi farkettim bak sandvic guzeldi diye hatirliyorum ama tadini ve ne yedigimi hatirlamiyorum. demek ki abide felsefe saglam ama sandvicciligini gelistirmesi lazim.
not2:
canim fena halde sogus cekti. ah su sehirde bulsam bir soguscu kendisiyle ortega y gasset tartismaya bile raziyim

pir dost

Gökhan dedi ki...

"benim annem öldü" kısmı yok muydu peki Sinan? ben mi uydurdum onu?

izmir'e gidicem, buzun içinde göndereyim sana söğüş yiğidim köpeğin olsun!

ne zaman geliyorsunuz yahu bu arada?

Adsız dedi ki...

valla "annem oldu" kismini hatirlamadiydim ama simdi bloga yazmis cocuk, "yok oyle bisey direk uydurmussun" diye yazmak, hemi de burda milyonlarin onunde, hemi de adimi dahi vermeden yazmis olmak... irezil olur cocuk, ayip olur didim, yazmadim yazamadim :o)

temmuzun dokuzusunda gelip agustos sonu donuyoruz, lakin istanbula gelmeyecegiz sanirsam. senin o civarda izmirde olma durumun var midir

pir dost