Ana içeriğe atla

Nuri Bilge'ye

Neden mi yalnız ve güzel ülkem? Aha da işte bu yüzden! Recep Tayyib'in ifadesine dikkat. "Lan! N'oluyo! Van minit! Kafanı da al git ulan"

Yorumlar

cebimdekimatara dedi ki…
televizyonda izlemiştim ilk olarak gülmekten öldüm. nasıl çabalıyo ara aradan kafayı çıkarmak için hele hele tayyip nası delleniyo orda. sonra birde mhp'lilerin çök-kalkı var 3 perdeli komedi gibi gidiyo bu seçim mitingleri artık


http://videogaleri.gazetevatan.com/6555_Basbakani-kizdiran-surpriz.html
denizanasi dedi ki…
güzel senaryo konuları olur bu seçimler değil mi:)
cebimdekimatara dedi ki…
bu ortamda politik komedyenlerimizin olmaması büyük bir kayıp malzememenin hası ortada tayyibin her konuşması, kabineden bir bakanın herhangi bir açıklaması, herhangi bir milletvekilinin seçim bölgesindeki konuşmaları...nasıl malzeme var ortada ya yanlız hiciv yapacak g.t kalmadı kimsede
Gökhan dedi ki…
Bu ülkede yaşamak Küçük Emrah'ın deyimiyle "Çok acıııı"

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Makinalaşmak İstiyorum" Şiiri Üzerine

Virgillius'un şu yazısını okuduktan sonra bir cevaba girişip yorum kısmına koyacak oldum. Fekat yorumun limitlerinin almayacağı bir yazıya dönüştüğü için yazacaklarım, buraya almaya uygun görmüş bulunmaktayım efenim. Üstat hazır sen yokken meydanı boş bulup atıp tutayım biraz. “Makinalaşmak İstiyorum” şiiri Nazım Hikmet'in şiirinin gelişme döneminde denediği Fütürist akım dahilindeki bir iki şiirinden birisidir. Fütürist akım İtalya'da Marinetti tarafından başlatılmış daha sonra özellikle Rusya'da faşizme olan açık desteği paranteze alınarak geçmişe dair herşeyi reddeden cesur tavrı öne çıkarılarak Mayakovski ve Hlebnikov tarafından uygulanmıştır. Mayakovski'nin şiirinin bu kadar sert, açık ve kavgacı olmasının sebebi şairin manyak bakan gözleriyle birlikte bu akımdır. Nazım Hikmet'in KUTV'da eğitim görürken okuduğu ve çarpıldığı bu şiir biçimine öykünerek yazdığı bir şiirdir “Makinalaşmak İstiyorum” Biçimsel olarak oldukça özel bir yer tutar Türk şii...

Çapkınım Hovardayım 38 yaşındayım

Adım Caput göbek adım Bahtiyar. 11'de yediğim Mc Donalds'dan sonra iki saat sızdım. Gecenin birinde uyandım . Artık sabaha kadar buradayım belli ki. İki saat sonra uyandım ve dedim: “38 yaşındayım” 38 yaşındayım ve artık hiçbir şey bana anormal gelmiyor. Bir film çektim daha vizyona çıkmadı. Bir kitap yazdım henüz basılmadı. Dünyayı dolaşıyordum yarım kaldı. Uçurumun kenarındayken sormuştum kendime: “Bu dünyadan ne bekliyorsun Caput?” diye. Üç cevap bulmuştum. Film çekmek, kitap yazmak ve dünyayı dolaşmak. Bir sene kadar önce blog yazmayı bıraktım. Yazmaktan, yani hayal kurmaktan yorulmuş bir adam olarak. “Yazmak için Yaşamak” beynime tohumlarını ektiğinden beri böyleydi bu. Yazmak, sürekli yazmak, bir yazar sürekli yazar. İyi amk bir yazar sürekli yazar da bir yazar arasıra da okunur ama… 38 yaşındayım ve hiçbir şey beni şaşırtmıyor. İri cüsseli bir adamım, Balzac kadar çok yerim ama onun kadar iyi yazamam. Günde iki paket sigara içerim. Vücudum “yapma bunları bana” d...
Bu şarkı bitirdi beni. Bitirdi. Nakavt.